Murat Divandiler, nam-ı diğer Kobra Murat, ‘Ev Gezmesi’ programıyla bir anda gündem oldu. Onu gündem yapan, her tarafını swarovskitaşlarla süslediği eviydi. Biz de bu ilginç adamı yakından tanıyalım dedik ve kapısını çaldık. Ortaya ‘h’siz keyifli bir röportaj çıktı.
Televizyonda bir programda gördüm Kobra Murat’ı, darbuka eşliğinde şarkılar söyleyip evini gezdiriyordu programın sunucusuna. İzlerken şaşırmamak elde değildi gerçekten… Evin dört bir yanı swarovski taşlarla süslüydü İnanmayacaksınız ama televizyonun etrafı bile… Bu renkli adamı merak ettik ve daha yakından tanımak istedik. Aradık ve röportaj için sözleştik ve Balat’taki atölyesine doğru yola çıktık. Balat sokakları capcanlı… Baharın da etkisiyle mahalleli kendini sokağa atmış. Şarkı söyleyip roman dansı yapan kız çocukları, kapıda oturup çekirdek yiyen kadınlar, bir köşede kavga eden erkek çocuklarla mahalle tam bir cümbüş alanı… Nihayet atölyeye varıyoruz. İçeri adım atar atmaz Romanların, gösteriş ve şaşaaya olan düşkünlüğünü bir kez daha görüyoruz. Sadece kılık kıyafetleri değil, sohbetleri bile böyle… İşte size kızına altından ayakkabı yaptıran Kobra Murat’la ‘h’siz keyifli bir röportaj…
Kanal D’de çıktığınız programdan sonra popülariteniz arttı. İnsanlar “Kobra Murat kim?” demeye başladı… Peki, kim Kobra Murat?
Abim 17 yıldır bu işin içindeyim. Bu zamana kadar çok patlama noktam oldu, direkten döndüm… Dünya Roman Konseyi Onursal Başkan’ıyım. Ayrıca İstanbul Roman Federasyonu Onursal Başkan’ıyım, romanların basın sözcüsüyüm. Yıllardır ekranlarda insanları eğlendiriyorum.
Kaç yıldır ekranlardasınız?
Yaklaşık 7 yıl oldu. Yaptığım programla bütün TV kanallarının arasında ilk 10’a girerdik. Erkes evinde gümbür gümbür, çayını, çöreeni, böreeni alıp beni izlerdi. Dertlerini kederlerini benimle unuturdu. Bu sevgi benim ayatımdaki en büyük zenginlik. 201 ödülüm var. Romanların kralı, Romanların starı, Romanların başkanı… Aklına gelebilecek ne kadar güzel unvan varsa abim onların epsi bana yakıştırıldı.
Şu an devam ediyor mu programınız?
Etmiyor ama arkamda büyük bir kitlem var. Benim ne menajerim, ne yapımcım, ne de bir asistanım var. Tek isteğim Kanal D, ATV, TV8 veya Show TV gibi kanallarda ‘Roman Şov’ yapabilmek. Sonuçta Türkiye’de milyonlarca Roman var ama bir Roman Şov yok. O şovları sadece Romanlar değil bütün Türkiye izliyor ve seviyor. İnsanlar sahne aldığım yerlerde kibarca “ Merhaba, saygılar efendim” diyerek içeri giriyor; çıkarken “Ranga ranga, Murat’ım aşkım” deyip oynayarak çıkıyor. Biraz Balat’ı ve buradaki geçmişinizi anlatsanıza bize… 7 kuşak buralıyım. Dedelerim buranın aristokratı. İstanbul fethedildiğinde dedelerimiz buraya yerleşmiş. Kale surlarının etrafına evlerini yapıp saraylarda görev almış. Onların saltanatıyla büyümüşler. Bizim 7 kuşaktır düğünlerimiz şaşalı olur. Hamamlar kapatır, çalgı çengi tutarız, gösteriş seviyoz. Bu sokağın kavgası, eğlencesi bitmez.
Gecekondularda oturuyorsunuz, yokluk çekiyorsunuz ama düğünleriniz kollar dirseklere kadar altın, üç gün üç gece eğlence oluyor. Nasıl oluyor bu?
Yoksuluz ama bu bizim âdetimiz. Yemeyip içmeyip dişimizlen tırmağımızlan altın yapmak zorundayız. Adetlerimizde kızın da erkeğinde çeyizi sokağa serilir. Markaları, etiketleri epsinin üstlerine ufak altınıyla konur, süpürgeye bile ufak altın takan var. Yani, biz yemiyoz içmiyoz o imkânı çocuğumuza sağlıyoz.
Gösterişi seviyorsunuz…
Tabii çok. Mesela Gırgıriye filmleri var ya kamyonete doluşup denize giderlerdi. Biz de eskiden minibüs tutardık doluşup denize giderdik. “Ya hale, yandı hale, bu kimin halayı, kobra’nın halayı, cumpaka cumpaka…” şarkısıyla başlar, saatlerce ziller, tefler çalar oynardık. Denize porselen tabaklar götürürdük. Avanın sabah serinliğini bahane edip denize kürkünü giyip gelen kadınlar vardı, o yazın sıcağında… Erkes birbirine hava atar. Yarım kilo kıyma alır “Ay kocam beş kilo almış ellerim ağırdı taşımaktan” der. Sonra dedikodusunu yaparız, aslında yarım kiloydu ava atıyor diye…
BEN ROMAN DEĞİLİM
Roman olmak dezavantaj mı?
Bir gün TRT 1’de Müjgan Taner’e röportaj veriyom. Ortanca oğluma sordu; “Babanla, Roman olmakla gurur duyuyor musun?” Oğlum ağlamaklı ses tonuyla, “Ben Roman değilim, gacoyum” dedi.
Gaco ne demek?
Bizim dilimizde Roman olmayan demek.
Eee…
Sonra ağlamaya başladı ve“Okulda Romanlara,‘Çingene’ diyorlar, hakir görüyorlar” dedi. Çok üzülmüştüm. Annem askere gittiğimde bana, “Sakın annem Roman olduğunu açıklama. Sakın ‘beya, abe’ deme. Sana ‘çingene’ derler, ‘ırsız’ derler” demişti… Biz neyiz, insan mı yiyoz? Biz çiçek satıyoz, hayata renk katıyoz. Vatanımızı, bayrağımızı seviyoz. Çadırda yatsak bile, bizim gibi mutlu olan başka bir millet var mı? Biz hayatın rengiyiz. Geçenlerde Fatih Üniversitesi bana ödül verdi. Ordaki dekanlar,“Biz seni çok eleştirmiştik, ne işi var Kobra Murat’ın burada demiştik ama yanılmışız iyi ki geldin” dediler. Nasıl mutlu oldum...
Röportaj bitiminde Kobra Murat beni bu dizeler eşiliğinde oynayarak uğurluyor;Cam önünde cam çiçeği, kaplamış pencereyi Aysun’u sorarsan, kalbimin solmayan en güzel çiçeği, ranga ranga…
Altın ayakkabı yaptırdım
Kız çocuğunuzun olmasınıçok istemişsiniz.
Evet, annemin adı yaşasın diye, kızımı Bolca Nine Hazretleri’nden istedim. “Allah’ım bir kız çocuğum olsun,anacımın adını koyacağım, ona altın ayakkabı giydireceğim” dedim. 9 ay geçti, kızım Sergül oldu. Adadığım şeyleri yapmak için çok çalıştım.
Altın ayakkabı yaptırdınız mı cidden?
Tabii, hem altın hem gümüş ayakkabı yaptırdım kızıma ve üç gün üç gece doğum günü...Kızım Romanların prensesidir. Seda Sayan ve Gülben Ergen halası, Mehmet Ali Erbil kaynatasıdır.
SAÇA BAŞA ÖNEM VERİRİZ
Gelirken dikkat ettim. Sokağınızdaki kadınların çoğunun saçları sarı, neden?
Çok kilolu yapar, saçına başına, kılığına kıyafetine önem verir ve çok altın takarsan, bu karına çok güzel baktın demektir. Yani karın bir düğüne çıktığı zaman İngiltere Kraliyet Ailesi’nin gelini gibi çıkmalı. Dirseklerini, kolundaki altınlardan kıramamalı. Saçları sarı olmalı.”Murat’ın karısına bak Hürrem Sultan gibi” demeli erkes. Karım Emine’nin takmadığı altın kalmadı, saçını boyatmadığımız renk kalmadı. Çünkü o Divandiler’in gelini. Emine’min lakabı Hürrem Sultan, er şeyi yaptım ona ama senelerdir şişmanlatamadım…
KIZIMA TEKLİF GELDİ
Çocuklar sizin yolunuzda mı?
Büyük oğlum keman çalıyor, ortanca oğlum klarnet, Sergülde şarkı söyler. Büyük oğlum Cumhurbaşkanımızın hayatının konu alındığı ‘Reis’ filminde oynadı, Romanları temsil ediyor. Kızıma da ‘Ayşecik’ filminden teklif geldi, olursa başrol oynayacak. Bu arada unutmadan söyleyeyim, New York’dan 212 dergisinden geldiler, ‘Romanların Kralı’ olarak kapak yapacaklar beni…
ÂLÂ BURNUMUN DİREĞİ SIZLAR
Elbiseler dikiyorsunuz, nasıl keşfettiniz bu yönünüzü?
6 yaşındayım, birinci sınıfa gidiyom. Derste deftere Türkan Şoray’ı çiziyom. Öğretmen “Bunu kim çiziyor? Sizin ailede kim stlist” diye sorunca, “Ben çiziyom” dedim. Dalga geçtim sandı, kulağımı bir çekti, âlâ burnumun direği sızlar. Ağlayarak “Ocam valla ben çiziyom. Bak çizeyim de görün” dedim. Bir çizdim oca inanamadı, bu sefer o ağlamaya başladı. Üniversite bitiren çizemezdi o çizdiklerimi. Öğretmen aldı beni eve götürdü. Annemlere “Bu çocuğu okutun, çok yetenekli” dedi. Annem “Biliyoz, mahallede de tiyatro yapar” dedi…
Ee devam etiniz mi okula?
Edemedim abim. Çok fakirdik, evimizde elektrik ve su bile yoktu. Çalışmam gerekti. Fakir olmamıza rağmen, erşeyim çok şaşalı oldu. Sonra işlerimiz yolunda gitti,atölye açtık. Mont, kaban diktik ve zengin olduk. Sokaklarda yürüyemiyordum insanlara selam vermekten,almaktan. “Temiz aile, ağa çocuğu” derlerdi. Sonra askere gittim, askerde çok kötü bir şey geldi başıma.
Ne oldu?
Anneciğim halıları yıkamış böbreklerini üşütmüş, 7 ay içinde öldü. Ben o pembe rüyalardan bir geldim, simsiyah bir dünyaya düştüm. 3 kardeş annesiz kaldık. Babam başkasıyla evlendi. Çok mücadele ettik. Evlendik, yerlendik…