Pilot Serhan Didinen: Gökyüzüne sevdalıyım

Yıllarca yaptığı diş hekimliğini gökyüzü sevdası için bırakan pilot Serhan Didinen: ''Ben gökyüzüne sevdalıyım. İlk sevdalanmam da 1996 yılında bir kokpite girmemle oldu. Orada gördüğüm ortam beni çok etkilemişti. O gün pilot olmaya karar verdim desem abartmış olmam. Her uçuş yaptığımda da ne kadar şanslı olduğumu telkin ederim kendime...''

ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Günümüzde edindiğimiz mesleği, yaptığımız işi sevip sevmediğimiz çok önemli. Çünkü hayatımızın tümünü, mutluluğumuzu ve refahımızı etkileyen bir durum bu. Ne mutlu ki pilot Serhan Didinen sevdiği mesleği tutkuyla yapanlardan biri. Fakat biraz 'rötarlı'. Yıllarca yaptığı diş hekimliğinin ardından hayallerinin peşinden gitmeye karar veren ve pilot olmayı kafasına koyan Didinen, emeklerinin karşılığını almış. O şu an Türk Hava Yolları'nda işini severek yapan bir pilot. Biz de ilham ve cesaret veren hikâyesine daha yakından tanık olmak istedik. Kendisiyle hem havacılığa dair merak edilenleri hem de hayatını konuştuk. Röportajımızı geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden yüzlerce hastanın organ nakli hayalini gerçekleştirmiş ve bu konuda Türkiye'deki öncü hekimlerden biri olmuş değerli babası Dr. Timur Didinen'e ithaf eden Didinen, 1987 Ankara doğumlu. "Bursalıyım ancak aile kökenlerimiz Balkanlara dayanıyor." diyen Didinen ilk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlayıp Diyarbakır Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni bitirmiş. Gazi Üniversitesi'nde Çocuk Diş Hekimliği Doktorası da yapan genç diş hekimi şu an ise Türk Hava Yolları Airbus A330 filosunda ikinci pilot olarak görev yapıyor.

ÜNİVERSİTEDE LAKABIM PİLOTTU

Neden önce diş hekimliğini tercih ettiniz? Bu tercihiniz sırasında pilotluk aklınızda var mıydı? Peki, neden daha sonra pilotluğa yöneldiniz?

7 sene diş hekimi olarak çalıştım. Diş hekimliği ile ilgili çok fazla bilgi sahibi değildim. Ancak babamın doktor olması sebebiyle hekimlik aklımın hep bir tarafında duruyordu. İlk olarak o, bana ve kardeşime diş hekimi olmamızı tavsiye etmişti. Üniversite tercihlerine doğru yaptığımız konuşmaları hatırlıyorum. Ben pilot olmak istediğimi söylüyordum ancak o dönem sadece Anadolu Üniversitesi'nde yılda 10 kişinin mülakatla girebildiği sivil havacılık okulu vardı. Bu da aldığım puanı biraz riske atmak anlamına gelebilecek bir tercih olacağı için diş hekimliğine yönelmeye karar verdim. 2009 yılında diş hekimliğinden mezun olduğumda Türk Hava Yolları pilot akademisini araştırdım ve diş hekimliğinden alınmadığını öğrendim. Bu sebeple doktora yapmaya karar verdim. Bu süreçte havacılığa ilgimi hep taze tuttum. Üniversitede lakabım pilottu. Çeşitli simülatör programlarıyla ilgilendim. Şu an baktığımda oradan bu kadar bilgiyi nasıl öğrendiğime şaşırıyorum.

Serhan Didinen ve babası Dr. Timur Didinen

BABAM 'ÇILDIRDIN MI OĞLUM?' DEDİ

Pilotluk kararınızın ardından teknik olarak dâhil olduğunuz süreçler neydi?

Bir gecede karar verdim aslında. O gece de başvurumu yaptım. Öncesinde IELTS sınavını vermiştim. Sonrasında Türk Hava Yolları'nın yaptığı 3 ayrı sınava girdim. Onları da tek seferde geçtim. Sonra sağlık kontrolü oldu ve uçuş akademisine gönderildik. Akademideki 16 aylık eğitimi birincilikle bitirdim. Sonrasında da Airbus A320 tip eğitimi aldım ve Türk Hava Yolları'nda pilot olarak görev yapmaya başladım.

Bu geçişiniz ve hikâyeniz; ailenizde ve yakın çevrenizde nasıl karşılık buldu?

Annem çok istekliydi pilot olmama. Babam "Çıldırdın mı oğlum?" dedi. Kardeşim de destekledi. Özellikle eski meslektaşlarımın çok ilgisi oldu. Birçok genç meslektaşım bana nasıl yaptığımı soruyor sıklıkla. Arkadaşlarım da çok şaşırmıştı. Mesleği bırakalı 6 sene olmasına rağmen bu konuya olan ilgi hiç azalmadı.

SEVDALANMAM 1996 YILINDA BİR KOKPİTE GİRMEMLE OLDU

Gelelim şimdiye. Sizi heyecanlandıran pilot olmak mı, yoksa havada olmak veya 'uçmak' mı? Bu meslek sizin için ne anlam ifade ediyor?

Ben gökyüzüne sevdalıyım. İlk sevdalanmam da 1996 yılında bir kokpite girmemle oldu. Orada gördüğüm ortam beni çok etkilemişti. O gün pilot olmaya karar verdim desem abartmış olmam. Her uçuş yaptığımda da ne kadar şanslı olduğumu telkin ederim kendime. Dünyada çok az insanın gördüğü manzaralar ve kültürleri görüyoruz. Mesleki disiplinimi ömür boyu hep ön planda tutmaya çalıştım. Tabii ki benim için çok önemli. Çünkü çalışırken keyif almak herkese nasip olmuyor. Bu tip zor meslekler insanın ömründen bazı şeyleri götürse de severek yapmak bambaşka bir his.

'KORKU' İŞİMİZDE BİR MOTİVASYON

Bir insan -bence- bu kadar zor ve 'riskli' bir mesleği neden tercih eder? Hiç korkmuyor musunuz; sizden bağımsız, çevresel ya da teknik/teknolojik/yazılımsal problemlerin gerçekleşme potansiyeli veya düşüncesi hakkında?

Bazı hocalarımız korkmayan pilot olamaz derdi. Şimdi düşününce çok hak veriyorum. Aslında korku değil bu. İşimize olan motivasyonu sağlayan etkenler. Çünkü her zaman acil durumlara hazırlıklıyız. Bu konular hakkında eğitim alıyor ve bilgilerimizi güncel tutuyoruz. Çok iyi çalışan teknik bir ekibimiz var. Bizleri güvenle gökyüzüne gönderiyorlar. Bizler de bilgi ve becerimizi hep en üst düzeyde tutmaya çalışıyoruz. Uçaklar da artık çok yüksek teknolojiye sahip. Pilotların kullanımını kolaylaştıran birçok araç var.

Eğitimlerin ardından artık ana pilot olarak yaptığınız ilk uçuşta ne hissettiniz hem öncesinde hem de sonrasında hissiyatınız ne oldu?

İlk yalnız uçuşa çıkmam hayatımın en heyecanlı anıydı diyebilirim. Uçakla tek başına kalmak, tüm kontrollerin ellerimde olması inanılmaz bir histi. İlk inişe yaklaşırken heyecandan titriyordum. Sonrasında her şey kusursuz gerçekleşti. Çok mutlu olmuştum. Yolcu uçağındaki ilk uçuşumda uçakta yolcuların olmadığını düşünmeye çalıştım. Çok benzer bir heyecan yaşadım. Sorumluluğu çok daha fazlaydı. Ama çok şükür her şey yolunda gitti.

EN ÇOK STRES İNİŞTE

Uçuşun en zorlu kısmı hangi etabı bir pilot için? Bir de uçuşun ardından tekerlekler yere değdiğinde ne diyorsunuz kokpitte ilk?

Uçuşta kritik safhalar var tabii ki ancak her safha bir diğeri kadar önemli. Yine de tabi ki en çok stres oluşturan ve zorlayan iniş safhası. Tekerlekler yere değip, uçak yavaşlayıp iniş tamamlandığında genelde birbirimize "Elinize sağlık" diyoruz. Uçuş bittiğinde de genelde "Geçmiş olsun" diyoruz. Uçuştan sonra da genelde olumlu ve olumsuz tarafları paylaşmaya çalışıyoruz. Bir yandan duygusal bir yandan bilimsel öğeler içeren değişik bir ortam kokpit.

KOKPİT ÇOK DEĞİŞİK BİR ORTAM

Kimi zaman yakın kimi zaman da uzak lokasyonlara uçuyorsunuz. Bu süreçte havada ne yapıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz? Örneğin havada aldığınız önemli kararlar oldu mu hiç ya da kendi içinizde çözüme kavuşturduğunuz?

Uçuşta çok yoğun ve bazen de çok sakin zamanlar var. Yoğun zamanlarda elbette tamamen işleyiş devam ediyor. Bazen çok uzun ve iş yükünün düştüğü zamanlar oluyor. Ancak orada bile uçağı sürekli gözlemek durumundayız. Tabi ki bu hiçbir şey yapmadan gözlemlemek anlamına gelmiyor. Genelde kokpitte muhabbet ediyoruz. Çoğunlukla ilk kez tanıştığımız kişilerle uçuyoruz. Birbirimizin hayatlarıyla ilgili bilgi alıyoruz, tecrübelerimizi paylaşıyoruz. Bunların sonucunda elbette karar aldığım da oldu. Çok değişik bir ortam kokpit. Dikkat hep üst seviyede ama hayata dair paylaşım da çok. Bazen çok komik şeylerle de karşılaşıyoruz. Bir seferinde bir yolcu kabin amiriyle haber yollamıştı, "Neden düz gitmiyoruz da döne döne gidiyoruz" diye.

Uçuş/uçak korkusu olan insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Onları komik bulduğunuz oluyor mu misal?

Bir diş hekimi olarak en çok korkulan mesleklerden birinden geliyorum, o yüzden asla bunu komik bulmam. Anlayabiliyorum insanları. Bazen kötü bir havaya rastlamış, tatsız tecrübeleri olan yolcularımız var. Reaksiyonlarını anlıyorum. Bizler bu kadar korkulacak bir şey olmadığını biliyoruz ama bu bir fobi en nihayetinde. Bildiğim kadarıyla bazen çok üst seviyelere çıkabiliyor. Bu durumlarda başka olumsuzlukların yaşanmaması için mutlaka profesyonel bir yardım alınmalı ancak izlenmesi gereken yolu bu konunun uzmanlarının değerlendirmesi daha iyi olacaktır.

Uçak kazası haberleri aldığınızda ilk hissiyatınız ne oluyor?

Bu haberler beni çok üzüyor. Neler yaşadıklarını anlamak elbette imkânsız ama nasıl bir mücadele verdiklerini tahmin ediyorum. Bizler için en önemlisi bunlardan ders çıkarmak, benzer bir durum başımıza geldiğinde uygun yöntemi özümseyebilmek. Acil bir durumla karşılaştığında mücadelesini verebilmek gerçekten ciddi bir altyapı istiyor ve bizler de hep bunlara karşı kendimizi hazır tutuyoruz.

BABAMIN BIRAKTIĞI ESER ÇOK BÜYÜK

Kardeşinizin diş hekimi, yakın zamanda kaybettiğiniz değerli babanızın da doktor olduğunu biliyorum. Baktığımız zaman toplumu ve hayatlarını doğrudan ilgilendiren meslek gruplarındasınız. Bu konuyu kendi aranızda sesli düşündüğünüz oldu mu hiç? Bu 'resim' hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında aileden alınan çok fazla şey var. İş hayatında benim ve kardeşimin önünde babam gibi çok mükemmel bir mesleki figür; evde de bütün benliğini ailesine vermiş bir annem vardı. Daha küçük yaşta babamın insanları nasıl kurtardığını dinliyordum. Ama ilginç olan bunları ondan değil, başkalarından dinlemem. Kendisi övünmeyi hiç sevmezdi. Bizim tercihlerimizde babamın çok etkisi var bence. İnsanlar için karşılık beklemeden iyilik yapmayı, insan hayatının değerini, herkesin çok değerli olduğunu ailemizden öğrendik. Diş hekimliğine girerken bile en büyük amacım insanlara yardım etmekti. Sanırım orada geçirdiğim 7 senede de bunun hakkını vermeye çalıştım. Babamın bıraktığı eser çok büyük, dilerim ona layık olabiliriz.

PİLOTLUKTA DERS ÇALIŞMAK HİÇ BİTMEZ

Pilot olmak isteyenlere neler söylemek istersiniz? Sizce kendilerinde hangi sorulara yanıt verdikten sonra bu yola baş koymalılar?

Ben bu mesleğin gönül verilmeden yapılmasının zor olduğunu düşünüyorum. Gece gündüz karışık, zor ve uzun mesai saatleri, bir sıcak hava bir soğuk hava, saat farklılıkları gibi birçok etken mesleğimizi yorucu hale getiriyor. Bunca zorluk arasında yüksek bir performans sergilemek için sevmek bence şart. Ben işimi severek yapıyorum. Genç arkadaşlarımın bilmesi gereken en önemli şey pilotlukta hep öğrenci olacaklarıdır. Ders çalışma hiç bitmez. Sürekli bir şekilde ya kontrole ya sınava girersiniz. Birçok göstergeyi aynı anda kontrol edebilmek çok önemli. Zorlu bir süreç ve buna hazırlıklı olmak önemli diye düşünüyorum.

HUZURLU BİR MESLEK YAŞAMI HEDEFLİYORUM

Mesleğinize dair bundan sonraki planlarınız nedir peki? Ne yapmak, nerede olmak istiyorsunuz? Biraz gelecek planlarınızı ve hayallerinizi anlatır mısınız?

Açıkçası huzurlu, güzel bir meslek yaşamı hedefliyorum. En önemlisi bu. Tabi ilk hedefim uygun bir zamanda kaptan pilot olabilmek. Sürekli bir gelişim var pilotlukta. Uçak tipi değişiklikleri, rütbe değişimleri gibi durumlar oluyor. En büyük hedefim arkadaşlarımla, ailemle vakit geçirebilmek. Hayatı ıskalamamak daha önemli benim için. Özellikle babamın kaybından sonra bunu daha iyi anladım. Rütbeler, kariyerler, meslekler bir yere kadar çok güzel şeyler ancak en önemlisi sevdiklerimizle olabilmek.

Röportaj fotografları: Çagrı Çapık