Modern zaman 'Yaban'ı Burak Serdar Şanal

BAŞAK BIÇAK
basak.bicak@gmail.com

Fox TV’nin yeni dizisi Rüzgârın Kalbi’nin “Rüzgâr”ı, Burak Serdar Şanal’la dizinin çekildiği Foça’da buluştuk. Genç oyuncu, “Hep canlandırmak istediğim karakterdi” dediği Rüzgâr’ı ve hikâyesini anlattı…

“Rüzgârın Kalbi”ne giden yolda hikâyeniz nasıl başladı?

Kariyerime 17 yaşımda başladım ben, fotomodel olacağım diye yola çıktım ama başvurduğum ajans oyunculuk ajansıymış. Sonra Ihlamurlar Altında dizisinde ufak bir rolüm oldu ve o kadar çok sevdim ki eğitimlerle harmanlayıp buraya kadar getirdim. Bu üçüncü başrolüm. İlk ikisi komediydi ve onlardan sonra bu iş beni çok heyecanlandırdı. İş ağır bir drama ve Rüzgâr çok özel bir karakter.  Babasını, üzerine de sevgilisini kaybetmiş. Hayatta her şey güzel giderken bir anda yokuş aşağıya inmeye başlamış ve her yeri terk etmiş. İki sene yaban bir hayat yaşadıktan sonra artık yaban bir adam olmuş… 
Neydi peki karakterinize sarılmanızı sağlayan şey?
O kadar dokunaklı bir hayatı var ki onu anlamak çok önemliydi benim için. Onu hissetmeden oynamak zor olurdu... 
Beni en çok etkileyen karakter oldu Rüzgâr.
Siz neler eklediniz karaktere, sizin buna yakın bir travmanız var mı mesela?
Aşk acısı var evet… Her insanın yaşadığı kayıp bir dönem vardır. Kayıp olduğu dönemin aslında en büyük şansı olduğunu görüp hayatına başka bir insan girdiğinde yaşadığı şeyin kötü olduğu ve iyi ki yaşamışım dediği... Ben de öyle bir dönem yaşadım mesela ama daha çok işime gücüme önem vereyim, bir an önce toparlanayım dedim. 
Rüzgâr dışında canlandırmak istediğiniz başka karakterler var mı?
Rüzgâr’dan önce sorsaydınız vardı ama artık yok. Rüzgâr’ı okuyana kadar “Ah şöyle bir karakter olsaydı” dedim ama Rüzgâr hayalini bile kuramadığım bir karakter. Ben Rüzgâr’ı düşünürken bir at olarak düşünmüştüm, her karakterimin bir hayvanı vardır benim. Atın en zayıf noktası boynudur. Rüzgâr’ın da hep boynu düşüktür. Çok güçlü bir hayvandır aslında ama zayıf düşebilir. Rüzgâr da böyle benim için. 
Sette neler yaşıyorsunuz?
Setimiz çok eğlenceli gerçekten. Çok uzun saatler çalışmamıza rağmen kimseden kötü tek bir ses çıkmıyor. Özellikle Deniz çok iyi ve hayat enerjisi çok yüksek biri. Paslaşmak genelde zor olabiliyor ama alaylı bir oyuncu olarak Deniz eğitimli pek çok insandan, oyuncuyum diye geçinen birçok insandan daha yetenekli…

İstanbul'a gitme isteğim yok
Genelde diziler bir süre sonra İstanbul’a taşınır. Sanki bu karakterin macerasını taşımamak gerekiyor…
Çok doğru söylüyorsunuz ama bilmiyorum, bakalım ne olacak… 
Set başka bir yere kurulunca oyuncular sürekli İstanbul’a gelip giderler, siz burada mısınız peki?
Ben hep buradayım, gidecek zamanım da isteğim de yok. Boş olduğum günlerde denize çıkıyonrum, balık tutuyorum. Bu deşarj olmamı sağlıyor.