“Modern tıbbın tek hizmeti sınıflandırma”

Hastalığın ve şifanın tanımını sorduğum Dr. Muammer Yıldız, “Modern tıbbın yaklaşımları insani ve ruhani değil.” sözleriyle modern tıbbın hastalıkları değil şikâyet ve semptomları sınıflandırdığını ifade ediyor ve “Bize bugün modern bilimin sunduğu tek hizmet budur.” diyor.

GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Türkiye'de tamamlayıcı tıbbın önemli temsilcilerinden biri olana Dr. Muammer Yıldız, İbni Sina`nın El-Kanun Fi`t Tıp başta olmak üzere kadim kaynaklardaki reçeteleri bugüne taşıyarak maddi ve manevi hastalıklar için reçeteler oluşturuyor. Hastalık ve şifaya bakışımızın bu anlamda bizi pek çok sıkıntıdan kurtarabileceğine dikkat çeken Dr. Muammer Yıldız'la tanımlar ve kavramlardan yola çıkarak hastalık ve şifayı konuştuk.

Malum son dönemlerde 'şifa' ve 'şifalanmak' özellikle sosyal medya mecralarında adeta ticari bir metaya dönüşmüş durumda. Dr. Muammer Yıldız'a önce şifanın tanımını soruyorum.

"'Dünya Sağlık Örgütü şifa için bedensel ve ruhsal tam bir iyilik halidir' diyor. Ruh için ne söyleyebilir? Buradaki bütün hastalıkların ve iyilik halinin nasıl olduğunun açılımı DSÖ tarafından yapılmamış. Ruhun tam bir iyilik halini tarif edecek şey ancak ruhu en iyi bilen bir zat tarafından yapılabilir. Cenabı Hak kendini ve kendi yarattığı şeyi en iyi tarif eden zat olduğu için ondan dinlemek lâzım. Dolayısıyla DSÖ'nün tanımı doğru olmakla birlikte eksiktir. Bedensel iyilik halini anlıyorsunuz vücudumuzdaki vitaminlerin, minerallerin tam ve iyi olması, organ ve dokuların fonksiyonel bir şekilde işlemesi demek. Ama bedensel iyilik halinin adı şifa değildir. Fizik bedenin müteşekkil olduğu dört unsur toprak, ateş, hava, sudur. Bu dört unsurun oranının bozulması vücuttaki birçok bakteri dengesizliği, iltihabı var eder. Suyunuz artarsa ödem oluşur, suyunuz azalırsa dolaşım bozulur. Oksijeniniz azalırsa vücuttaki birçok organda hücre ölümüne kadar gidebiliyor. Toprağın az ya da fazla olması vitaminlerin, minerallerin eksik ya da fazla olması anlamına geliyor. Hastalık denilen şey dört unsurun birbirine oranının bozulmasıdır." şeklinde cevap veriyor.

"Fizik bedenin reçetesi midedir, nefs bedenin reçetesi akıldır, ruh bedenin reçetesi kalptir. Birisinde kalbin Allah'la bağı birisinde aklın nefsle bağı birisinde de bedeni yani mideyi çalışacaksın. Bunları doğru okuyabilirsek bu kavramların tanımını doğru yapabilirsek her şey yerli yerine oturuyor. Doktorların kafasındaki karmaşa da düzeliyor." diyen Dr. Yıldız, şifa konusundaki anlam kaybına ilişkin de şu ifadeleri kullanıyor:

"Fizik beden hastalıklarındaki şifa diye tanımlanan şey devadır. 'Şifalanmak dışarıdan bir şey vererek yapılabilecek bir şey değil, o tedavidir. Tedavi alabilirsiniz ama şifalanamazsınız. Şifayı kimse tekeline alamaz. Şifa Allah'ın şafi ismine mazhariyettir. Asla pazarlama malzemesi olarak kullanılamaz. Hastalıklardan iyileşme denilmesi daha doğru bir ifade biçimidir." Şifalanmayı kendi gayretine, içsel birtakım güçlere bağlamanın inanan bir insanı şirke düşürebilecek bir hata olduğunun altını çizen Dr. Yıldız, "Şifalanmayı kendi gayretime bağlı yapıyorum dersen şirke düşersin. Her kim şifalanmayı bir ota, ilaca, doktora bağlarsa, ondan menkul bilirse Allah'la kendi arasına bir perde koymuştur. Aslolan iyilik halini, devalanmayı, şifayı her durumda Allah'tan beklemektir." diyor.

ANTİDEPRESANLAR ÇARE DEĞİL

'Batı kaynaklı psikoloji biliminin bize sunduğu ne var?' sorusunu soran Dr. Yıldız, "Bugün antidepresanlar insanı hakikate götürmüyor. Siz bir bedenin ağrı ile kendini gösteren feryadını ağrı kesicilerle susturduğunuzda nasıl ki vücudu kandırıyor, yanmakta olan ateşi söndürmek yerine onu hissetme parametrelerini değiştiriyorsanız bu da onun gibi bir hatadır. Modern tıbbın yaklaşımları insani ve ruhani değil." Sözleriyle modern tıbbın hastalıkları değil şikâyet ve semptomları sınıflandırarak, isimlendirdiğini ifade ediyor ve devam ediyor: "Bize bugün modern bilimin sunduğu tek hizmet bu. Bu da bir hizmettir ama koskoca ceviz ağacının ceviz meyvesinin dış kabuğundaki tofftur. Ne yenilir, ne içilir ne toprak sever ne böcek yer. Bizim ihtiyaç duyduğumuz şey hastalıkların sınıflandırılmasından ziyade cevizin var olabilmesi için ağacın, o ağacı besleyen havanın, suyun her şeyin varolması gerekiyor. O zaman semere dediğimiz meyve ortaya çıkacaktır. Bu hikmetle ve insanı tanımakla olur.

Fizik, beden, nefs beden ve ruh bedeni tanımayan modern bilim sadece fizik bedeni tanımlayarak hastalıklara reçete oluşturamaz."

İbni Sina'nın bir hastalık için birden çok reçete yazdığını hatırlatan Dr. Yıldız, "Bunun sebebini anladığınız zaman aslında her hastaya aynı ilacın uygun olmayacağını, bir insanda kanserin fizik bedenden kaynaklanan bir arıza olabildiği gibi travma kaynaklı ya da kulun Allah'la arasındaki o uzaklığın yol açabildiğini de görebilirsiniz. Kadim reçeteleri uygulayanlar hastalarının bazısına nasihat etmişler, bazısının gönlüne dokunmuşlar bazısına bitki, ilaç, reçeteleri önermişler." şeklinde konuşuyor.