Mikonos ve Santoroni’den seyahat notları...

Gamze Karaman Bostan
gamzekb@gmail.com

Bu haftaki durağım Yunan Adaları’nın en popüler olanlarından; Mikonos ve Santoroni… Gemiyle 3 gün 3 gece vizesiz Yunan Adaları turunu tercih ettik. Çevremizde daha önce bu turu tecrübe edenler olmadığı için yola çıkarken hem keyifli hem de meraklıydık…

Kuşadası kalkışlı gemi turumuz için iki saat öncesinden limandaydık. Valizlerimizi, pasaportlarımızı teslim ettik. Pasaportlarımızın yerine 3 gün boyunca kullanacağımız kimlik kartlarımızı teslim aldık. Hiçbir karışıklık yaşamadan, uzun sıralar beklemeden gümrükten geçip gemiye alındık. Gemiye girdiğimizde valizlerimiz oda kapılarımızın önüne 

bırakılmıştı bile. Eğer siz de benim gibi dar ve basık ortamlar sevmiyorsanız, sizlere kabin olarak Premium Dış Kabin’i öneriyorum. Geniş, ferah, camları büyük ve kendinizi evinizde gibi hissediyorsunuz. 
ADANIN ROMANTİK HALİ ‘MİKONOS’
Gemi limandan saat 14.00’te hareket ediyor. Hareket saatimizden tam 6 saat sonra ilk durağımız olan; Mikonos’dayız. Güneş batmak üzere, günü yarım saat bile olsa yakalayabilmek için hızlı hareket ediyoruz. Mikonos’un merkezine gidişte ve dönüşte tur tarafından organize edilen ücretsiz transferleri kullanıyoruz. Çılgın gece hayatı, masmavi denizi, beyaz badanalı evleri ve begonvilleri ile göz kamaştıran Mikonos’a ayak bastığımızda ilk düşündüğümüz şey buranın Bodrum’a benzerliği. Adanın daracık, rengârenk çiçeklerle süslü beyaz evlerinin olduğu caddelerde gezerek, Mikonos’u keşfe çıkıyoruz. Mikonos Town olarak bilinen merkezi, labirent gibi olan sokaklarına açılmış dükkânları dolaşıyoruz. Adanın sembollerinden olan yel değirmenlerinin bulunduğu bölgeye yürüyoruz. Adaya romantik bir hava veren bu bölgeden Mikonos’u çok güzel fotoğraflayabilirsiniz. 
HEDİYELİK EŞYALAR ÇOK PAHALI
Mikonos sahili denize sıfır restoran ve kafelerle süslü. Restoranların içinden yürüyerek, mönülere bakıp fiyatları görüp hangi restoranda oturacağınızı seçebilirsiniz. Mikonos’ta tüm restoranların fiyatları birbirlerine çok yakın ve yeme-içme, hediyelik eşyalar çok pahalı. Atıştırmalık bir şeyler yemek isterseniz, sahil şeridinde olan Bakery Patisserie’da taze, lezzetli ve bütçenize uygun çeşitler bulabilirsiniz. Balık, kalamar, ahtapot gibi deniz ürünlerinden tatmak isterseniz, sahildeki Salparo Restoran ve içeri bölümde olan Fish Tavern O Kounelas’ı öneriyorum. 
ÂŞIK OLDUĞUMUZ ADA ‘SANTORONİ’
Saat 03.30’a yaklaşırken, gemiye dönmek için transfer aracına doğru yola koyuluyoruz. Saat 04.30’da da Santoroni’ye doğru yola çıkıyoruz. Gemide açık büfe sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemekleri satın aldığınız tur paketinin fiyatına dâhil. Yemekler taze ve lezzetli. Sabah saat 11.30’da Santoroni’deyiz. Santoroni’yi rehber eşliğinde dolaşmak için gemide ekstra ücret ödeyerek, tur satın alıyoruz. İlk durağımız Profitis Ilias Tepesi. Santoroni’nin en yüksek noktası olan bu tepede adayı izliyoruz. Sonraki durağımız Oia. Oia; begonvillerle süslü mavi pencereli, bembeyaz evleri, müthiş manzaraları olan restoranları ve taş sokaklarıyla Yunan Adaları’nın en romantiği. Her yıl yüzlerce çift evlenmek 
için ve balayı için bu adayı tercih ediyormuş. Angelina Jolie ve Brad Pitt’in de bu adada bir evleri varmış.
MİKONOS’A GÖRE DAHA UCUZ
Oia, bu ilgi çekici mimarisini ve doğasını volkanik bir ada olmasına borçlu. Yaklaşık 300 metre yüksekliğindeki dik uçurumların üzerine yapılmış olan evleri çok ilgi çekici. Burada 2,5 saat serbest zamanımız oluyor. Öğlen yemeği için Ammoudi Restoran’ı tercih ediyoruz. Yemek olarak kalamar ve tavuk filetoyu seçiyoruz. Muhteşem manzarayı seyrederek yediğimiz yemeklerin tatları damağımızda kalıyor. Oia’da yemek yemek Mikonos’a göre daha ucuz. Sokakları dolaşıyoruz. Hediyelik eşyalar bakıyoruz. Hediyelikler Oia’da da pahalı. 
MEŞHUR DONDURMACI ‘LOLİTAS’
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan buluşma noktamıza doğru ilerlerken, adanın en meşhur dondurmacısı olan Lolitas’dan dondurmalarımızı alıp Fira’ya doğru yola koyuluyoruz. Fira, 1956 yılında meydana gelen büyük bir depremle tamamen yıkılmış. 70’li yıllarda oluşan turizm canlandırma çalışmalarıyla bütün Fira, yeniden inşa edilmiş. Agiou Mina Kilisesi’nin önünden, Caldera Körfezi manzarasına bakan, yüzlerce metre yükseğe kurulmuş restoranlar ve kafelerin önünden geçerek teleferiğe ulaşıyoruz. Fira manzarası eşliğinde 5 dakikada aşağı iniyoruz. Gemiye gitmek üzere deniz transfer aracına biniyoruz. Saat 22.00’de Atina’ya doğru yola çıkıyoruz. Yunanistan’ın başkenti olan Atina, eski Yunan medeniyetinin merkezi. Haftaya; Antik dönemlerde oluşturduğu medeniyet mirasını günümüze kadar taşıyan Atina’yı ve Bodrum tatilimden notları sizlerle paylaşacağım.