Kanseri yenen İpek Yağmur anne oldu! 'Güneş'leri yeniden doğdu

“28 yaşımda aklımın ucuna gelmeyen bir hastalığın yükü omuzlarıma binmişti. Çocuk isteğiyle başladığımız süreçte kanserle yüzleştik. O gün bizim için güneş batmıştı. Daha sonra Prof. Dr. Samet Topuz ile tanıştık. Alternatif bir tedavi önerdi. Güneş ufuktan belirmişti… 8 aylık bir tedavi sonucu her şey yolunda idi. Çocuk sahibi olabilirdik. Tüp bebek yöntemiyle hamile kaldım. Ve 21 Haziran'da güneşimiz yeniden doğdu.”

MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

Kanser çağın en büyük kabusu. Ancak erken tanı ve teşhisle tedavi mümkün. Birçok kanser türü var. Kadınlar çoğunlukla jinekolojik kanserlerle karşı karşıya kalıyor. Rahim zarı kanseri, yumurtalık kanseri ve rahim ağzı kanseri en sık görülenler. Kadınların yüzde 5’inde ne yazık ki bu kanserler görülüyor. Rutin kontroller ile bunları önleme, erkenden farkına varıp tedavilere başlamak ise elimizde. Bu hastalık bazı durumlarda kadınların elinden anne olmak duygusunu alabiliyor. Ancak her zaman bir umut var. İpek Yağmur da bu umuda tutunan rahim zarı kanseri genç bir kadın. Hiç ummadığı bir anda kansere yakalandığını öğrenen ve doktorların ona rahminin alınması gerektiğini söyledikleri halde vazgeçmeyen İpek Yağmur, 21 Haziran’da kızı Güneş’i kucağına aldı.

TAŞIYICI ANNE ÖNERİSİNDE BULUNDULAR

İpek Yağmur Akbeniz, 30 yaşında ve 4 yıllık evli. Evliliklerinin ikinci yılında bebek sahibi olmaya karar verdikleri anda başlıyor onların zorlu yolculuğu. Rutin kontroller için gittiği jinekolojik muayenede öğreniyor hastalığını. O günleri şöyle anlatıyor İpek: “Genç yaşlarımdan itibaren süre gelen bir adet düzensizliğim mevcuttu. Bebek düşüncesi öncesinde rutin kontrol için gittiğimde bu durumdan doktoruma bahsettim. Polip ameliyatı oldum. Ameliyatımızın sonucu patolojik değerlendirmemiz maalesef rahim zarı kanseri olarak belirlenmişti. Patoloji sonucuna göre rahimimin ivedilikle alınması gerektiğini söylediler. Yaşımın genç olması ve eşimle daha önce bir çocuğumuzun olmayışı sebebiyle taşıyıcı anne gibi bir kaç öneride bile bulunuldu. Çok zor süreçlerdi.”

BİZİM İÇİN MİLATTI

Çocuk sahibi olmak istediği için çareyi başka doktorlarda arayan İpek, kendileri için bir milat olarak tanımladığı İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Samet Topuz ile tanışıyor. İpek, o günleri şöyle anlatıyor: “Hocamız bize mevcut patoloji biyopsimizin daha deneyimli bir laboratuvar tarafından tekrar değerlendirilebileceğini söyledi. Yaşımız ve hastalığın seyri açısından erken dönemde olmamızdan kaynaklı değerlendirme sonucumuz grade 1 olarak netleşirse bir alternatif tedavi yöntemi için zamanımızın olabileceğinden bahsetti. Bu sonuç netleşirse bize bir çocuk sahibi olabilmemiz için bile yeterli zamanı tanıyabilirdi. Tabii ‘bizim için en önemlisi önce sizin sağlığınız’ dedi. Hemen patoloji değerlendirmesi için laboratuvara koştuk. Bir hafta sonra bize bu süreçlerin yaşanması için fırsat veren sonucumuzu aldık durumum grade 1 olarak netleşmişti. Acilen tedaviye başladık. Ve kanserli yapının tedaviye tamamen karşılık verdiği ve bize bir bebek sahibi olma fırsatı sunduğunu öğrendik.”

Tedaviden olumlu yanıt alan İpek-Uğur çifti bir çocukları olabileceğini duyunca çok mutlu olmuşlar. “Bu haberi duyduğumda hissettiklerimi ifade edemem. Sadece gülüyor mutluluktan ne yapacağımı bilemiyordum. Gebeliğim biraz hassas geçti. Dile kolay büyük bir yıkım sonrası en kıymetli şeydi bizim için bu bebek. 37 haftayı stresten uzak geçirmeye çalıştım.” diyen İpek, 37. haftada kızları Güneş’i kucağına almış.

UMUTSUZLUK YOK, MUCİZELERE İNANIN

Hastalığını duydukları gün güneş belki onlar için batmıştı ama umutları ve sabırları tükenmeden yola devam etmişlerdi. Kızlarının adını da bu karanlık süreçten dolayı baba Uğur Güneş koymuş. İpek’in bu süreçte en büyük destekçisi eşi Uğur olmuş. Haberi aldığımız ilk günden itibaren kanser olduğumu bir gün bile kendisine hissettirmediğini dile getiren İpek, “Pozitifliği ile aynı zamanda hastalığın psikolojik boyutunu aşmamda yardımcı oldu. Kendisi de bu süreçte yıprandı ancak her zaman yüzümdeki gülümseme onun sayesindedir.” diyor.

Başarılı geçen ameliyatının ardından kanser hastalığını yenen İpek, kendisiyle benzer bir süreç yaşayan kadınlara şu tavsiyelerde bulunuyor: “Kanser bir insanlık savaşı ve bu savaşı kazanmanın en az ilaçlar kadar etkili bir tedavi formülü var: umutsuzluk yok, stres yok, mucizelere inanın ve sakın kendinizi suçlamayın.” 

YILDA BİR RUTİN KONTROL ŞART 

İpek ve Uğur Yağmur çiftinin bebek sahibi olmalarında büyük emeği olan ve tedavilerini yürüten Prof. Dr. Samet Topuz’a hem Güneş bebeğin hikâyesini hem de buradan yola çıkarak kadınlarda en çok görülen jinekolojik kanser türlerini sorduk. Topuz, kadınlara erken teşhis için rutin kontrollerin yapılması önerisinde bulundu.

Öncelikle İpek Yağmur ve Uğur çifti size geldiğinde hastalık hangi süreçte idi? Nasıl bir tedavi uyguladınız?

Güneş bebeğin ailesi ile iki yıl önce tanıştım. Aile çocuk sahibi olmaya karar vermişlerdi. Ancak genç kadın rahim zarı kanseri olduğunu öğrendi. Erken evre rahim zarı kanserlerinde belli şartlar sağlanırsa önce medikal tedavi ile kanseri geriletmek sonrasında hızlı bir gebelik süreci ile çiftin çocuk sahibi olmasını sağlamak olasıydı. Bunu çiftimize anlattığımda tedaviyi almak istediler. Öncelikle yüksek dozda progesteron ve hormonlu spiral takarak tedaviye başladık. Üç ay sonra tedaviye yanıtı değerlendirmek için aldığımız biyopside kısmi bir yanıt vardı ama tümör hâlâ devam ediyordu. Aynı tedaviyi üç ay daha uyguladık. Altıncı ayın sonunda tedavi işe yaramıştı, tümör tamamen yok olmuştu. Bundan sonra doğal yollarla gebeliği bekleme lüksümüz yoktu, çünkü kanser pusuda bekliyordu. Hastamız tüp bebek yöntemiyle hızlı bir şekilde gebe kaldı. Pek çok sorunla mücadele edildi. Hematolog, perinatalog, nefrolog, dahiliye uzmanları gördü hastamızı. Gebeliğin 37 haftası geçtikten sonra tansiyonların çok yükselmesi üzerine sezaryen ve kanser cerrahisini eş zamanlı yaparak rahimini aldık. Güneş bebek gayet sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi.

YUMURTALIK KANSERİ DAHA SİNSİDİR

Peki nedir bu jinekolojik kanserler?

Kadınların yaklaşık yüzde 5’inde jinekolojik kanserler görülüyor. Bu dağılım yüzde 2.4 rahim zarı kanseri, yüzde 1,8 yumurtalık kanseri, yüzde 0,7 rahim ağzı kanseri şeklinde. Her bir kanserin etkenleri farklıdır. Yumurtalık kanseri ve rahim zarı kanseri gelişiminde genetik faktörler rol alırken, rahim ağzı kanseri tamamen çevresel faktörlere bağlı gelişen bir kanserdir. Yumurtalık kanserini artıran faktörler arasında; aile hikâyesi, genetik mutasyonlar, ileri yaş, erken adet görmek, geç menopoz, kısırlık, gebe kalmamak, emzirmemek gibi faktörler sayılabilir. Endometrium kanserinde ise risk faktörleri; erken adet görme, geç menopoz, obezite, diyabet, aile hikâyesi, genetik mutasyonlar, karşılanmamış östrojen salınımı, doğum yapmamak, kısırlık, tamoksifen kullanmak gibi sebepler geçerlidir. Rahim ağzı kanseri temel olarak yüksek riskli HPV enfeksiyonlarına bağlıdır. Buna eklenen diğer risk faktörleri ise sigara içmek, bağışıklık sisteminin zafiyeti, çok doğum yapmak olarak sıralanabilir.

UYGUN HASTAYA GEBE KALMA ŞANSI VERİLEBİLİR

Hangi yaş grubunda daha sık görülüyor?

Rahim ağzı kanseri daha çok kırklı yaşlarda ve elli yaşların başında görülürken, rahim zarı ve yumurtalık kanseri ellili yaşların sonu ve altmışlı yaşların başında görülüyor. Tüm kadınların 21-29 yaş arası 3 yılda bir smear, 30-65 yaş arası ise üç yılda bir smear veya beş yılda bir smear, HPV ile rahim ağzı kanseri açısından taranması gerekiyor. Rahim ağzı kanseri taranması durumunda kanser gelişmeden yakalanıp tedavi edilebilen ve dolayısıyla önlenebilen bir kanserdir. Rahim zarı kanseri kendisini menopozdan önce kanama düzensizliğiyle veya menopozda kanama ile ele verdiği için erken aşamada yakalanabilir. Yumurtalık kanseri ise diğer iki kanserin aksine biraz sinsidir. Hastalığa özgü tipik şikâyetler olmadığı için tanı çoğunlukla ileri aşamada koyulur. Biz jinekolog onkologlar olarak kadınların senede bir kez hiç şikâyetleri olmasa bile jinekoloji muayenelerini olmalarını öneriyoruz.

Özellikle genç yaşta görüldüğünde çocuk sahibi olmak isteyen hastalar açısından ne gibi sıkıntılar oluşturuyor?

Bu kanserlerin hepsinde uygun hastalarda hastaya gebe kalma şansı verilebilir. Burada hastayı endikasyonlara uygunluk açısından iyi seçmek ve olası riskler açından bilgilendirmek gerekir. Hiç bir fertilite koruyucu tedavi kanser sonuçlarını kötüleştirmemelidir. Dolayısıyla bu tür tedaviler sadece erken aşama kanserlerde önerilebilir. Hastaların bu tedavi onay vermeleri ve olası riskleri kabul etmeleri gerekir.