MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr
Kaan Kısaparmak, müzik dolu bir evde dünyaya geldi... Henüz 17 yaşında ancak sesi ve çalışmaları yaşından çok daha büyük. İlk albümü Eğilmem ile müzikseverleri selamlayan ve onlardan tam not alan Kısaparmak bu hafta Akşam Cumartesi'nin konuğu oldu. Türk Halk Müziği'nin kıymetli seslerinden Fatih Kısaparmak ve eşi Şebnem Kısaparmak'ın çocukları olan Kaan, çalışmaları ile deyim yerindeyse boynuz kulağı geçti dedirtti. Kendi tanımıyla protest müziğe yeni bir soluk getiren ve bu tarzdaki açığı kapatmak amacıyla yola çıkan Kaan, "Hayat şartları beni nereye sürükler bilemiyorum. Dünya hızla değişiyor, kesin bir şey söyleyemem. Ama ne olursa olsun, enstrümanlarımdan ve müzikten vazgeçemem." diyor.
GECELERİM DE ŞARKILARIM DA HEP UYKUSUZ
Müziğe olan ilgini ailen ne zaman keşfetmiş?
Bir, bir buçuk yaşındayken çekilmiş videolarım var. Evdeki piyanonun tuşları ile oynuyormuşum. Babam evde bağlama çalardı ben de ona heves ederdim. Bebekken oyuncaklarım kumandalı araba falan olmadı. Bağlamanın küçükleri vardı onunla oynardım. Tellerine vurup çalmaya çalışırmışım. 5 yaşında piyano derslerine başladım, 8 yaşında ise bağlama ile tanıştım. Bağlamada hocam babamdı. Okulda ilkokul şarkıları, yabancı şarkıları öğrenirdik müzik derslerinde. Ama onlar benim ilgimi çekmezdi. Ben evde dinlediğim, içine doğduğum halk müziklerini severdim. İlk zamanlar ailem müzik ile uğraşmamı istedi ama hobi olarak. Annem birçok kursa yolladı beni. Basketbol, yüzme, resim kursu. Ama beni içine çeken tek şey müzikti. Ben de yoluma buradan devam ettim.
Şu an bu alanda eğitimin devam ediyor mu?
Güzel Sanatlar Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Birbirinden değerli öğretmenlerimiz var. Birçok müzisyenin yaptığı gibi ben de konservatuar okumayı istiyorum. Bildiklerimi tazelemek ve bilmediklerimi görmek için. Hani Atatürk'ün bir sözü vardır; "Hayattaki en hakiki mürşit ilimdir" demiş ya, işte bu sözü aklıma kazıdım. Benim de felsefem budur.
Gününün ne kadarlık bir kısmını müzikle geçiriyorsun?
Günleri unutuyorum desem yeridir. Gecelerim de şarkılarım da hep uykusuz. Daha çocukken söylemiştim, müzik hayatımın bir parçası değil, tamamıdır. Bu sözümün hala arkasındayım.
Enstrüman olarak neler çalıyorsun?
Ana enstrümanım elbette bağlama. Bebekliğimde oyuncaklarla değil, bağlama virtüözü Ahmet Koç'un babasının hediyesi olan cura ile oynuyordum. Aranjeler yaptığımdan dolayı neredeyse tüm mızraplı enstrümanları, ayrıca piyano ve bas gitar da çalıyorum. Bas gitarı da Ozan abimi örnek alarak çalıyorum.
İLK BAŞLARDA BABAMI TAKİP EDİYORDUM
Yaptığın müziği nasıl tanımlarsın?
Çeşitli alanlarda üreten bir müzisyenim aslında. İleriki zamanlarda farklı altyapılı besteler ile de gelebilirim. Dizi film müzikleri üzerine de çalışmalarım var. Farklı tarzda müzikler de dinlerim. Fakat beni tanımlayan protest müzik. Yaptığım müziği kategorileştirince adına özgün müzik deniliyor. Fakat en doğru tanımın protest müzik olduğu kanısındayım. Özgün müzik serbest çalışma olarak tanımlanıyor ama dünyada bu tarza baktığımızda çıkışı protest müzik olarak adlandırılıyor. 80'li yılların sonlarına doğru pik yapmış bir müzikaliteyi yaşatmaya, yansıtmaya ve kendi kuşağıma da aktarmaya çalışıyorum, hepsi bu. Çünkü bu alanda bir boşluk var ülkemizde. Ben de bunu doldurmak istedim ve Eğilmem albümünü yaptım. Albümü üç ya da beş yıl sonra da çıkartabilirdim. Ancak bundan on yıl sonra böyle bir müzik olmayacaktı. O yüzden şimdi çıkardım.
O halde albümü konuşalım. Eğilmem diyorsun. Nasıl karar verdin bir albüm yapmaya?
Eğilmem albümü yaklaşık bir buçuk yıllık bir sürecin ürünü. Çocukluğumdan beri babamın birçok bestesinin oluşumuna tanık oldum. Ben de her müzisyen gibi, başta hayranlık duyduğum bir sanatçıyı takip ederek yola koyuldum. Babamı çok iyi gözlemlediğimi düşünüyorum. Yıllar içinde müzikal armoniyi ve akorları öğrendikçe bestelerim, düzenlemelerim ortaya çıkmaya başladı. İlk profesyonel bestem, babamın son albümünde feat yaptığımız Çiçek Açmaz Darağacı adlı şarkı. Kendi adıma stüdyoya profesyonelce girdiğim ilk şarkım ise Güneş Bile Üşüyor. Bu süreç devam etti, şiirleri çok sevdiğimden bestelemeye başladım. Ve işte ürettiklerimi sizlerle paylaşıyorum.
Kaç parçadan oluşuyor albüm? Eserlere nasıl karar verdiniz?
Albüm 8 eserden oluşuyor, 5 eserin bestesi bana ait. Bir de Oğulcan Moğolkanlı'ya ait olan Umutlu Günler adlı bestenin sözünü yazdım. Diğerleri Fatih Kısaparmak, Yusuf Hayaloğlu, Ahmet Selçuk İlkan, Mehmet Coşkundeniz ve Kadir Tapucu şiirleri ve bestelerinden oluşuyor.
POPÇU OLSAM SİNGLE YAPARDIM!
Artık müzisyenler tek tek parçalarla piyasada yerini alıyor. Sen neden bu yolu seçmedin?
Müzik dinleyicisinin tek şarkıyla yetinmediğini biliyorum. Eğer bir pop şarkıcısı olsaydım belki senede birkaç single yapardım. Ama kitleler farklı. Söylendiğine göre, insanlarımız beni uzun yolda giderken dinliyorlar, radyolarda da istiyorlar. Böyle olması daha iyi oldu, bu bir beste yapıp yıllarca ona sığınmamak gerektiğinin kanıtıdır. Halkımız her eserimi ayrı ayrı hissetti ve beğendi.
Kendi şarkılarını dinler misin?
Evet dinlerim. Onları dinledikçe yeni çalışmalarıma ilham oluyor.
Sözleri babana ait şarkıları seslendirmek nasıl hissettiriyor? Albüme dönüşler nasıl?
Babamla çalışmak büyük onur. Eğilmem adlı şarkımız başta olmak üzere albümdeki tüm eserlere gösterilen yoğun ilgi ise gerçekten muhteşem. İlk kez dinleyenler yaşımdan ötürü inanmakta belki zorlanıyor. Ama ben bu albümü yapmadan önce de kendi YouTube sayfamdan coverler yayınlıyordum. Dışarıda insanlarla selamlaşmak güzel fakat daha güzeli onurlu bir şekilde tanınmak. Kendimi yansıtabildiğim için mutluyum. Babam hep "Zirvede rüzgarlar sert eser" der. Taşıdığım sorumlulukların farkındayım.
BEN BABAMIN ŞARKILARINI DEĞİL, BABAM BENİM ŞARKILARIMI OKUYOR
Baban da yeni bir albüm çıkardı ve senin çalışmalarını okudu değil mi?
Babamın yeni çıkardığı albümde dört tane bestem, üç tanede düzenlemem var. Tabii bu çok farklı bir duygu. Bana soruyorlar, "Gerçekten sen mi yaptın yoksa baban senin adını mı yazdı?" diye. Bu konuda cevabım her zaman nettir. "Ben babamın şarkılarını değil, babam benim şarkılarımı okuyor" diyorum.
Sesinle ilgili bazı eleştiriler oldu. Bu konuda ne söylemek istersin?
Evet. Şu an sesim gelişim aşamasında. Babama ya da başkalarına benzeten olmuş. Bu sorun değil benim için. Sesini bilerek başkalarına benzetenler de var. Ben öyle değilim. Ancak protest müzik yapan sanatçıların sesi birbirine benzer. Protest müzik alanında seksenler ve doksanlarda güzel işler yapan olmuş ama 2000 sonrasında hep daha önce yapılanlar okundu. Yeni şeyler çıkmadı. Benim ses rengimde diğer sanatçılara benzer ama benim farkım kendi çalışmalarımı seslendiriyor oluşum. Kimsenin gölgesine sığınmıyorum.