İnanmışlığın hikâyesi: Altın Yumruk Busenaz Sürmeneli

10 yaşında başlayan boks yaşamında birçok başarı elde elden ve Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya alarak Türk spor tarihine geçen milli boksör Busenaz Sürmeneli'nin hayatı kitap oldu. Bir inanmışlığın hikâyesi olan Altın Yumruk Busenaz Sürmeneli kitabı, sporcunun asla pes etmeden büyük bir mücadele ile nasıl bugünlere geldiğini anlatıyor.

MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

"Bir yumruğum fedakârlık, bir yumruğum umut, bir yumruğum geçmişte verdiğim emekler, bir yumruğum gelecek için kurduğum hayaller..." bu sözler Tokyo Olimpiyatları'nda ülkesine altın madalya getiren ve büyük bir gurur yaşayan milli boksör Busenaz Sürmeneli'ye ait... Attığı her yumruğun bir anlam taşıdığı genç sporcunun yolculuğunu kaleme alan Anadolu Ajansı Spor Haberleri Yayın Yönetmeni Ersin Şiyhan, Altın Yumruk Busenaz Sürmeneli adlı kitabını okuyucularıyla buluşturdu. Busenaz'ın bu cümlesinin kendisine ilham verdiğini ve genç sporcuyu uzun zamandır takip ettiğini belirten Şiyhan, kitap fikrinin nasıl çıktığını anlattı: "Uzun yıllardır spor camiası içinde olduğum için potansiyeli olan sporcuları özellikle takip ediyorum. Bu isimlerden biri de Busenaz idi. Dünya şampiyonu olduktan sonra onunla ilgili bilgileri toplamaya başladım. Olimpiyatlardan altın madalya ile döneceğine inanıyordum. Ve Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanınca kitabı yazma konusunda yola koyuldum. Busenaz'a kitap fikrini ilk söylediğimde çok sevindi, şaşırdı... Henüz olimpiyatlara katılmamıştı o zaman. Ona bu kitabın uzun bir yolculuğu olacağını söylemiştim. Çok yoğun bir takvimi var Busenaz'ın. Şu an bile yaz olmasına rağmen kampta kendisi. Bu yoğunluğunda vakit ayırdı bana. Kendisine ailesine, antrenörlerine çok teşekkür ederim. Bütün sorularıma samimiyetle cevap verip yardımcı oldular. Kitabı yazarken Busenaz'ın maçlarını tek tek izledim. On yıl önceki maçtaki detayları paylaştım. Bu nokta da Türkiye Boks Federasyonu'na da teşekkür etmek istiyorum. Onların arşivlerinden yararlandım."

Kitap 3 bölümden oluşuyor. Bir boksörün hayatını anlattığı için bu bölümleri birinci raunt, ikinci raunt ve üçüncü raunt şeklinde yazan Şiyhan, ilk rauntta Busenaz'ın çocukluğu ile spora ilk başladığı yılları anlatıyor. İkinci rauntta Busenaz'ın ringlere ağırlığını koymaya başladığı dönemi ve ilk şampiyonlukları ile büyükler kategorisine geçişini kaleme alıyor. Üçüncü rauntta ise Olimpiyatlarda altın madalyaya giden süreci anlatıyor.

SPOR TARİHİNİN EFSANELERİNDEN OLACAK

Eser, Eren Bülbül anısına diye bir cümle ile başlıyor. Yazım sürecinde kitabın akışını değiştiren bazı durumların olduğunu dile getiren Şiyhan, "Busenaz olimpiyatlara katılmadan önce bir açılışta röportaj veriyor ve eğer altın madalya kazanırsa bunu Eren Bülbül'e adayacağını söylüyor. Bende buradan yola çıkarak hikâyeyi böyle başlattım. Kitabın sonunda Busenaz madalyasını Eren'in mezarına götürüyor." şeklinde konuşuyor.

Burada yaşanmış bir hikâye anlatılıyor. "Busenaz'ın bu başarısının altında büyük bir inanmışlık, azim, mücadele yatıyor." diyen Şiyhan, "Türk spor tarihine geçmiş biri, o. Bundan sonra da çok başarılar elde edecek. Bence Busenaz olimpiyatlarda yeniden altın madalya alarak efsane olma yolunda adım atacak. Bugün nasıl hala Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu gibi sporcuları konuşuyor ve hatırlıyorsak yıllar sonra da Busenaz böyle konuşulacak. Busenaz'ın bu başarısı kadar yaşadığı olayların, kişiliğinin karakterinin onu nasıl zirveye taşıdığını genç sporcuların öğrenmesi lazım. Bir sporcu nasıl altın madalya alır bunu anlattık. Olimpiyatlar sporun zirvesi. Bir sporcunun ulaşabileceği en üst seviye olimpiyatta altın madalya almak ki buraya katılmak bile aslında bir başarıdır. Çünkü uzun ve zorlu bir yolculuk buraya gelmek. Busenaz bunu başaranlardan oldu. Çocukluğundan itibaren bu işe emek verip böyle bir başarı elde eden bir kadın sporcu bütün kızlarımıza rol model oluyor ve olacak. Kitabın yazılış amaçlarından biri de ilham vermekti. Çünkü bugün 7-12 yaş arası milyonlarca çocuk var ve bunlardan binlercesi keşfedilip spor ile ilgilenmeye başlıyor. Bu kitabı okuyan gençler diyecek ki, 'Olimpiyat madalyası almak çok güzel ama bu işin bir arka planı var.' On yaşında bu işe gönül vermek, mücadele etmek, sabretmek, aileden uzakta kamplarda kalmak, sakatlıklar, hayal kırıklıkları, yenmek ve yenilmek var ama asla pes etmek yok... Yenildiği maçları da özellikle yazdım. Sürekli galip gelmek diye bir şey yok. Bunları görsün gençler." şeklinde konuşuyor.

HER YUMRUĞUNUN BİR ANLAMI VAR

Busenaz'ın spora başlama hikâyesinin kendisini çok etkilediğini belirten Şiyhan o süreci şöyle anlatıyor: "Busenaz çok hareketli bir çocukmuş. Ailesi de bunu fark ediyor. Zaten annesi eski milli tekvandocu ve Busenaz'ı spora yönlendiriyor. Birçok farklı dala gidiyor en son Bursaspor'un kız futbol takımında oynamaya başlıyor. Cahit Süme Busenaz'ın antrenörü aynı zamanda teyzesinin eşi. Cahit Süme eski milli boksörümüz. Bir aile ziyaretinde Busenaz'ı görüyor ve onun çok haraketli olduğunu iyi bir boksör olabileceğini hatta olimpiyatlarda altın madalya kazanabileceğini daha o gün söylüyor. Daha sonra bu konuşma orada kalıyor. Busenaz bu dönem 8-9 yaşlarında. Daha sonra Busenaz ve ailesi Trabzon'a taşınıyor. Cahit Hoca ailenin yanında yine gidiyor ve Busenaz'ı boksa götürmek istediğini söylüyor. Hatta Busenaz, "Futbol varsa ona geleyim" diyor. Cahit Hoca 10 yaşında iken Busenaz'ın elinden tutuyor ve 13 yılda 23 yaşında olimpiyatta altın madalya kazandırıyor. Burada bir inanmışlık var. Daha spora yeni başlarken olimpiyat şampiyonu olacaksın diyor ve o şekilde başlıyor yolculukları. Bu durum beni çok etkilemişti."

Bu olayın hem antrenörlere hem de ailelere bir ışık olmasını istediğini belirten Şiyhan, "Türkiye'de gerçekten potansiyeli olan çok genç var. Onları aileleri, antrenörleri fark edip spora dâhil etmeli. Bu kitabın böyle bir amacı da var. Busenaz'ı ailesi spora yönlendiriyor ve antrenörü ona inanıyor. Kitabı okuyan aile çocuğuna, antrenör ise sporcularına farklı bir gözle bakacak. Çocuklar hareketli diye ona kızmak yerine onu mutlaka enerjilerini atacak bir spor dalına yönlendirmeliyiz. Alanı önemli değil. Önemli olan bir yerden başlamak." diyor.

KARAKTERİYLE DE ÖNEMLİ BİR FİGÜR

Kitapta, Busenaz'ın zaman zaman söylediği cümlelerden de alıntılar var. Şiyhan, "Busenaz bir spor figürü olmaktan öteye geçmiş durumda benim gözümde. Kişiliğiyle, karakteriyle, milli ve manevi değerlere bağlılığıyla Türkiye'de önemli bir rol model. Uluslararası arena bayrağını temsil edip manevi değerlerini bu kadar dile getirmesi, yaptığı hareketler, verdiği mesajlar altı çizilmesi gereken noktalar. Barış Pınarı Hareketi sırasında Busenaz'ın dünya şampiyonu olduktan sonra asker selamı verip gözyaşı dökmesi, Türkiye'de orman yangınları yaşanırken kurduğu "Bin ölür bin diriliriz" demesi çok önemli bence." diyor ve ekliyor, "Busenaz'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de bir anısı var. 2017 yılı sanırım Cumhurbaşkanı ile Busenaz bir yerde karşılaşıyor ve Busenaz, olimpiyatlarda altın madalya alıp bunu kendisine getireceğini söylüyor. Ve götürüyor da... Kitapta böyle detaylar var. Ayrıca kitapta, Trabzon, Trabzonspor, Muhammed Ali, Kazım Koyuncu da var..."

Önsözü ise Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu yazmış. Bakanın Olimpiyatlarda organizasyonun tamamına yakınını sporcularla birlikte izlediğini hatırlatan Şiyhan, "Busenaz'ın tüm müsabakalarında oradaydı. Bu kitap fikrini Bakanımızın da olduğu bir ortamda paylaştığımda önsözü yazmak isteyeceğini söyledi. Kitabı bitince aramızdaki bu konuşmayı kendisine anlattım ve o kadar yoğunluğu içinde önsözü yazdı. Hem Busenaz'ı onurlandıran hem de Türk sporuna yönelik güzel bir yazı yazmış. Kendisine şükranlarımı sunuyorum." şeklinde konuşuyor.