sibel.ates@aksam.com.tr
Henüz ilkokul sıralarındayken başlamış oyunculuk macerası İlay Erkök’ün. “Olmak ya da olmamak” tiradını öyle güzel yorumlamış ki hemen başrolü kapıvermiş. Kendini “delidolu” biri olarak tarif eden Erkök, inandığı ne varsa uğrunda her şeyi yapmaya hazır. Üstelik İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e mektup yazacak kadar da cesur.
Şu sıralar neler yapıyorsun?
Gün içinde bol bol sudoku çözüyorum. Haftanın belli günleri pilates ve kickboks yapıyorum. Son zamanlarda İran oyun yazarlarını takip etmeye başladım, tiyatro metinlerini okuyorum. Zamanım olduğunda da yardım kuruluşları içinde yer almak hoşuma gidiyor. Evde olduğum zamanlarda köpeğimle oynuyorum. Festival filmlerini izliyorum, yemek yapıyorum, ailem ve yakın arkadaşlarımla bir arada olmayı tercih ediyorum.
Oyunculuk maceranı anlatır mısın, nasıl başladın?
İlkokulda öğretmenimizin bir tirat ezberleyip gelmemizi istemesiyle başladı. Ben Hamlet’in meşhur “Olmak ya da olmamak” tiradını ezberlemiştim. Yorumlama biçimimle karşımdakileri öyle etkilemişim ki başrolü kaptım. Ve oyunculuk maceram da başlamış oldu.
Peki, bu maceraya girdiğin için hiç pişman oldun mu?
Bazı durumlarda bu sektörle ilgili sınandığımı düşündüğüm oldu, oluyor da. İnsanın başına her zaman güzel şeyler gelmiyor. Kimi zaman hayal kırıklığı da yaşanıyor ama umutsuzluğu ve pişmanlığı kendimden uzak tutuyorum. Çünkü bu duygular insanı yiyip bitirebilir. Yaptığım meslek, her gün biraz daha kendimi tanımama ve geliştirmeme yardımcı oluyor. Kendimi daha iyi ifade edebildiğim bir meslek. Sonuç olarak “iyi ki”lerim arasında…
“KRALİÇE”Yİ RÜYAMDA GÖRDÜM
Deli dolu karakterleri canlandırmak istermişsin. Sen nasıl birisin? Senin de "Deli dolu" hallerin var mıdır?
Oynayacağım karakterde kendimden parçalar arayıp bulmayı seviyorum. Yerinde duramayan, enerjisi yüksek biriyim. İnandığım bir şey için çaba sarf ederim. Biraz deli doluyum. Bu yüzden deli dolu rollerde oynamak biraz kolaya kaçmak gibi gözükse de öyle bir karakterde kendimi bulmak isterim.
Öyleyse bugüne kadar yaptığın en büyük delilik ya da çılgınlık nedir diye sorsam…
İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e bir konu hakkında mektup yazdım. Mektubuma cevap geldi ve istediğim konuda yardımcı oldular.
Bu çok acayip, nasıl oldu, anlatsana…
İskoçya kraliyet akademisindeki bursumla ilgili yanlış anlaşılmadan dolayı bir sorun çıkmıştı. Gidebilmek için mümkün olan her yolu denemiştim. Acayip kafaya takmış ve hatta çok ağlamıştım. Bir gece rüyamda Kraliçe Elizabeth’i gördüm. Kraliçe “Bir sıkıntın olduğunda yaz kızım. Ben de senin nenen sayılırım” diyordu. Bunun üzerine Kraliçe'ye ulaştırılmak üzere sarayına mektup yazdım. Çok ilginçtir ki 2 hafta sonra bana cevap verdiler. Konuyla ilgili sorunları çözebileceklerini açıklayan bir mektup yazmışlardı. Okulla iletişime geçtiler. Sorunum çözülmüştü. Böylece İngiltere maceram başladı.
AİLENİN ŞIMARIĞIYIM
Aileni anlatır mısın?
Ailenin en küçük ve en şımarığıyım. Evcilimdir. Aile sıcaklığını, birlikte yemek yapmayı, sohbet etmeyi ve birbirimize sataşmalarımızı çok seviyorum.
Arkadaşlarınıza sizi sorsak...
Fazla doğal ve paspal olmamdan yakınırlar. Bakımlı olmayı sevdiğimi ama süslenmeyi sevmediğimi ve şen şakrak biri olduğumu söylerler.
ZEYNA OLMAK İSTERDİM
Ün, pahalı evler, lüks arabalar... Senin için ne ifade ediyor?
Kısa süreli mutluluk gibi. Dünyaya daha güzel şeyler de bırakılabilir. Mesela manevi duygular...
Bir masal kahramanı olsan bu kim olurdu?
Zeyna olmak isterdim.
Peki, filmin içinde yaşayacaksın deselerdi hangisi olurdu?
Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda yaşamak isterdim.
OLMUYORSA NEDENİ VARDIR…
Hayatını kimler renklendirir?
Başta ailem ve dostlarım. Diğer etmenler yer, mekân ve zaman kavramlarıyla değişir. Zeki Müren’in “Bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir” şarkısında dediği gibi gülümseyen her insan istinasız hayatımı renklendirir.
Peki, neler karartmaya yeter?
Negatif insanlar hayatımın küçük bir bölümünü de olsa karartıp enerjimi düşürüyor. Yalan söyleyen, güvensiz ve kendi gibi olamayan insanlardan uzak durmayı tercih ediyorum.
Hayal kırıklığı yaşadığında kendini nasıl tamir edersin?
Mücadele etmeye devam ederim. Bir yandan da yeni çözüm yolları ararım. Olmuyorsa da bir nedeni vardır diye düşünüp kendimi rahatlatırım.