Ferman Akgül: Yoluma solo devam etmeyi hiç düşünmedim

20 yıldır Manga grubunun solisti olarak müzik çalışmalarına devam eden Ferman Akgül çıkardığı solo eserlerle de dikkat çekiyor. Müzik yolculuğuna hiçbir zaman tek devam etmeyi düşünmediğini belirten Akgül, ''Yazdığım sözler, yaptığım besteler var. Bunlar Manga'ya uyan eserler değildi. Ben de bunları bir köşede ayırıyordum. İnsanlarla bu eserleri de paylaşmak istedim. Ama yoluma solo devam etmeyi hiç düşünmedim. Ben grup müziği adamıyım. Manga'nın sahnesine döndüğümde kendimi güvende hissediyorum.''

MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

Bir Kadın Çizeceksin ve Dursun Zaman parçalarıyla hayatımıza giren Manga grubunun solisti Ferman Akgül, müziğe başlama hikâyesinden Eurovision'a, yazdığı öykü kitabından korku filmi hayaline kadar bilmediğimiz birçok farklı yönünü bu hafta Akşam Cumartesi'ye anlattı. Home stüdyosunda bizleri ağırlayan Akgül, yeni projelerinden de bahsetti. Dedesi ile Âşık Veysel'in hikâyesini sahneye taşımaya hazırlanan Akgül, Eurovision maceralarını ise kaleme aldığını ilk kez açıkladı. Manga ile Antroposen 002 adlı albüm için çalışmaların sürdüğünü ekleyen Akgül, TRT Müzik'te Coşkun Karademir ile birlikte İstanbul Düetrio programına devam ediyor.

BİZİMKİ KADER BİRLİKTELİĞİ

2004 yılında tanıdık biz Manga'yı. Ama sizin müzik yolculuğunuz mimarlık fakültesinde okurken başlamış. Okulu bitirdiniz mi?

Tabii, Ankara'da mimarlık fakültesini bitirdim. Hatta Manga ile 2004 yılında albüm çıktığında bir mimarlık ofisinde çalışıyordum. Müzik hayatımda hep vardı. Çünkü ailede vardı. Profesyonel olarak değil ama saz, meşk hayatımızdaydı. Kalabalık gruplarla müzikle tanışmam Gazi Üniversitesi'nde oldu. O dönem okulda atölyeler kurduk, hem çalışıyor hem de konserler veriyorduk. 2001 yılında Manga'daki arkadaşlarla bir araya geldik. Show TV'de yayınlanan bir şarkı programına katıldık. Orada ikinci olduk. Sonra Ankara'da sahne aldık. Demolarımızı kaydedip İstanbul'a geldik. İlk bir araya geldiğimizde grubun adı yoktu. Bir gün stüdyo çıkışı gitaristimiz Yağmur adımız, "Manga olsun mu dedi?" öyle kaldı.

Manga ilk çıkışıyla birlikte çok sevildi. Siz bir boşluğu doldurdunuz...

Bizim gibi gruplar ana akımda yoktu. Amerika'yı yeniden keşfetmedik. Hafızamızda Anadolu'dan birikimler vardı. Bunları müziğimizle sentezledik. Sahne aldığımız yerlerde bunu görüyorduk. Gençler bu tarz bir müzik istiyordu. Bu sentezi yapan başka bir grup yoktu. İlk çıkışımız Sony müzik ile olmuştu. Sonra Bir Kadın Çizeceksin klibi çıktı. İnsanlar çok sevdi, farklı geldi. Bu klibi hazırlamak 6,7 ay sürdü. Akabinde Göksel ile Dursun Zaman parçası çıktı o da beğenildi.

Grup olarak müzik yapmanın avantaj ve dezavantajları var mı?

Elbette zor. Bazen anlaşamadığımız oluyor. Küs konsere çıktığımız bile oldu. Ama profesyonel olduğunuz zaman bunu hiçbir şekilde seyirciye yansıtmıyorsun. Orada şovunu yapıyorsun. Tabii dağılan birçok grup oluyor. Bu herkesin başına gelebilir. Burada ince bir çizgi var. Kader yolcusu derler ya biz grup olarak öyleyiz aslında. Avantaj kısmı ise şöyle. Eğer aranızda iş bölümü yapabiliyorsanız grup olmak çok güzel. Ben solo işlerde yapıyorum mesela. Manga'nın sahnesine döndüğümde kendimi daha güvende hissediyorum. Tek başına sahnede olmak çok zor zanaat.

Neden solo çalışmaya ihtiyaç duydunuz?

Yazdığım sözler, yaptığım besteler var. Bunlar Manga'ya uyan eserler değildi. Bunları bir köşeye ayırıyordum. İnsanlarla bu eserleri de paylaşmak istedim. Bence grup dışında kendini özgür bırakmak grubun müziğine de iyi geliyor. Ama yoluma solo devam etmeyi hiç düşünmedim. Ben grup müziği adamıyım. Ancak solo çalışmalarım devam edecek. Mesela türkü albümü yapmak istiyorum. Hem cover türküler hem de kendi yazdığım eserler olacak. Aklımda başka planlar da var. Dedemin ve Âşık Veysel'in beslenmemiş şiirleri var. Onları albüm yapmak istiyorum.

İZLEDİKLERİMİZ OKUDUKLARIMIZ YOLUMUZU AÇIYOR

Manga'nın yeni albümünü konuşalım...

Antroposen 001, deneysel çalışmaların da olduğu bir albüm. Pandemide yan yana gelemeyince online nasıl müzik yaparızı denedik. Bu düşünceler bize albüm için ilham verdi. O dönemde biz de herkes gibi dünyaya, doğaya, insana ne yapıyoruz diye sorguluyorduk. Önceden yaptığımız eserleri de ekledik. Böyle bir çalışma çıktı. Albüm adını da şöyle koyduk. O dönem Antroposen adlı makale okuyordum. Bizim çağımıza verilen yeni isim bu. Arkadaşlarla paylaştık, bu ismi koyduk. İkinci albüm de bunun devamı gibi Antroposen 002 olacak. 4 tane deneysel parça olacak. Toplamda 6,7 şarkı olacak sanırım. Bazı şairlerin insanlara dair yazdıklarından ilhamla yaptığımız eserler ve daha önceden biriktirdiğimiz şarkılar yer alacak. Yine içimizi dökeceğimiz bir çalışma olacak.

Okumak size ilham veren bir nokta sanırım...

Evet. Kitap okurken notlar alırım. Bazı cümlelerden esinlenerek şarkı yaptığım da olur. Bunun dışında başka birçok şey etkiliyor söz yazımımı. Bazen film izlerken orada geçen bir cümle ilham verebiliyor. Sanatçı etrafında olup bitenlerden de etkilenir. Bazen de kendi bir hikâye uydurur ve yazar.

Manga Akademi yoluna devam ediyor mu? Birde kendi yapım şirketinizi kurmuşsunuz. Buradan başkalarının albümü çıkacak mı?

Manga Akademi uzun zamandır hayata geçirmek istediğimiz bir proje. Pandemide online bir şeyler yaptık ancak yapmak istediğimiz tam olarak bu değil. Yüz yüze bir program yapmak istiyoruz. Amacımız insanlara müzik yapmayı öğretmek değil. İşini biraz daha ileri götürmek isteyen ya da şarkı çıkarmak isteyen birine yardımcı olmak istiyoruz. Mesela birlikte bir film izleyerek o filmden nasıl alıntılar yapabileceğini öğretmek istiyoruz. Mangamusic bizim yapım şirketimiz. Kendi albümümüzü kendimiz çıkarıyoruz. Başka sanatçılara da albüm yapmak istiyoruz. Selin Körükoğlu diye bir yetenek var. Bir buçuk senedir çalışıyoruz. Ancak yeni nesil biraz sabırsız. Bunu genel olarak söylüyorum. Biz bir şarkının, albümün ne kadar sürede çıkacağını deneyimlediğimiz için biliyoruz ama yeni nesil hemen şarkıyı yapıp Spotify, Youtube gibi mecralara koyuyor. Bizim için süreç böyle olmamalı. Pişmek bu sektörde önemli. Diğer türlü kimsenin bize ihtiyacı yok zaten. Herkes evinde müziğini yapar ve koyar. Havuz çok genişledi. İlk başta bu iyi bir şeydi. Ama şimdi zorlaştı. Çok yetenekli arkadaşımız var. Birbirine benzer müzikler de ortaya çıkmaya başladı. Dinleyici bunun farkında ve aralarından iyi olanı seçiyor. Özellikle de konser dinleyicisini aldatamazsın. Gerçek kitle ancak böyle ortaya çıkar. Diğer türlü şimdi parlar bir iki seneye kaybolursun.

SİNGLE YAPINCA EKSİK KALIYORUZ

Artık albüm pek tercih edilmiyor. Siz neden albüm yapıyorsunuz?

Bir albüm yapıp her parçanın tutmasını beklememek lazım. 10 şarkı yaparsın 4-5 tanesi hit olur. Ama konsere gelen seyirci senin bu 10 şarkını da ezbere söyler. Burada bir tercih söz konusu. Biz turne grubu olduğumuz için albüm yapıp bunu müzikseverlerle buluşturmak istiyoruz. Daha önce single da yaptık, maxi single çalışmamız da oldu. Ama kendimizi veremedik, bir şeyler eksik gibi oldu. Ama yeni nesil bunu güzel yapıyor. Her ay yeni parça ve klip yapıyor.

Film müzikleri de yapıyorsunuz. Aslan Hürkuş serisinin üçüncü filminin müziklerini yapacağınızı duyduk. Neler söylemek istersiniz?

Aslan Hürkuş serisi için daha önce 'Bir Kadın Çizeceksin' şarkısının sözlerini değiştirerek 'Rüzgarı Seveceksin' ismiyle düzenledim. Şimdide baştan bir eser değil de bir düzenleme yapmayı planlıyorum. Daha önce Hızlı Ayaklar animasyon filminin müziklerini de ben yaptım. Film müziği yapmak şarkı yapmaktan çok daha zor. Burçlar filminin müziklerini ekiple beraber yapmıştık. Orada oyuncu olarak da yer almıştım. Film müziğini yaparken yönetmeni dinlemek çok önemli. O hangi hayalle bu işe başladı, ondan briefler alarak yola çıktık. Tabii bir gün filmi izleyip tamamen kendi fikrimden yola çıkarak bir eser de ortaya çıkarmak isterim. Mesela bir korku filminin müziklerini yapmak istiyorum. Bu gidişle kendi korku filmimi çekip müziklerini de yapacağım.

Oyunculuk ne zaman başladı?

İlkokulda tiyatro yapıyordum. Profesyonel olarak ilk işim pandemi öncesinde yaptığımız Küçük Prens Müzikali oldu. Kadro iyiydi ama öyle çok ana akıma çıkmadı. O dönem ülkemizde bazı talihsizlikler, patlamalar olmuştu. Bu neden insanlar kültür sanat etkinliklerine gitmeye çekiniyordu. Ama ben orada çok şey öğrendim. Bu alanda eğitimim yok. İyi bir gözlemciyim, oyunculuk anlamında kitaplar okurum.

KORKU FİLMİ ÇEKMEK İSTİYORUM

Şimdi yeni bir film var, Bumerang. Hikâyesinden bahseder misiniz?

Hem aksiyon hem komedi var içinde. Ben de başrollerden biriyim. Hikâye tanıdık ama farklı tipleme ve karakterler var. Konusu, 3 tane arkadaş eğlenmeye gidiyor ve talihsiz bir gecenin ardından bir mafya üçgeninde buluyorlar kendilerini. Güzel bir film oldu. Bu sıralar filmler talihsizlikler yaşıyor. Beklediği başarıyı gişede alamayabiliyor. Vizyon için doğru zamanı bekliyoruz. Belki dijital platformlara da verilebilir.

Farklı yönleriniz var. Osmanlı Cadısı Tırnova adında bir öykü kitabınız çıkmış. Şimdi korku filmi çekmek istiyorum diyorsunuz. Nedir gelecekle ilgili planlar?

Kitapta yer alan öyküler daha önce Blue Jean'de yazdığım şeylerdi. Yayınevi sahibi Ahmet Abi 'Bunları kitapta toplayalım' dedi. O zaman elimde Osmanlı Cadısı öyküsü vardı. Onu da bitirip verdim ve Osmanlı Cadısı Tırnova kitabı çıktı. Güzel bir kitle edindi. Onu filmleştirmeye çalışıyorum. Bu arada yüksek lisansımı "Sinemada gerçeklik ve korku filmlerinde gerçeklik" tezi ile yaptım. Korku filmi yapmak istiyorum gerçekten. 10 yıldır üzerinde çalışıyorum. Ortaya bir senaryo çıkmıştı ama Tokat'a gittiğimde bana orada bir hikâye anlattılar. Bu bende başka şeyler uyandırdı. Senaryoyu değiştirdik. Bunlarla ilgili birçok kitap okuyor. Yazarlarla konuşuyorum. Vampir kültürü ilgimi çok çekiyor. Anadolu'da çok hikâye var. Büyük ve zor bir prodüksiyon, seyircinin dönüşü nasıl olur bilemiyorum. Gerçekçi yaklaşıp bütçesini de ona göre ayarlayarak çekmek istiyorum. Bizim Drakula İstanbul'da diye siyah beyaz bir filmimiz var mesela. Daha önce böyle işlere yeltenmişiz ama devamı gelmemiş.

ÂŞIK VEYSEL İLE DEDEMİ SAHNEYE TAŞIYACAĞIM

Yukarıda da bahsettiniz. Âşık Veysel ile dedenizin tanışıklığı nereye dayanıyor?

Aslında bunu çoğu kişi yeni öğrendi. Ben de konuya bu kadar hâkim değildim. TRT Müzik ile yaptığımız programlar sayesinde Anadolu'yu gezdik. Bir gün Sivas'a anneannemin yanına gittik onunla da röportaj yaptık. O zaman anneannem dedem ile Âşık Veysel'i daha detaylı anlattı. Emlek yöresi derler bizim orada. Bu ozanlar hep iç içeymiş. Dedem de ozan benim. Adı, Aziz Üstün... Bir Türk Halk Müziği sanatçısına ismini söyleseniz bilir. Popüler olarak kimse bilmez. Ben şimdi bilinmesi için uğraşıyorum. Âşık Veysel'le beraber gezmişler. Onların hikâyesinde sinematografik bir şey var. Âşık Veysel dedeme bir iltifatta bulunmuş ve demiş ki, "Sen benden de büyük olurdun da sabretmedin" Bu cümlenin altında yatan birçok şey var. Dedemin şiirlerinde hep gurbet, özlem ve çokça aşk var. Hep yoldan geri dönmek istemiş. Dedemin bestelenmiş ve bestelenmemiş şiirleri var: Elimizde az da olsa kayıtları ve defterleri var. Biz Manga ile iki tane eser yaptık. Birini sıfırdan besteledik diğerini kendimize göre yorumladık. Bu sene Âşık Veysel yılı ilan edildi. Ben de bu amaçla bir program yapacağım. Piyanist Hyung Ki Joo, ben ve bir anlatıcı olacak. 15 Haziran ve 14 Ekim'de yapacağız. O Âşık Veysel'i yorumlayacak ben de dedemi. Henüz yeri belli değil. Sonrada olursa Âşık Veysel ile dedemin hikâyesini beyaz perdeye taşımak istiyorum.

Kökeninizde saz var, halk müziği var. Rock yoluna nasıl girdiniz?

Bizim evde meşk edileceği zaman sözler, şiirler ortaya çıkar dayım saz çalar, annem de söylerdi. Sonra dayım gider kaseti takar Beatles dinlerdi. Böyle bir evde büyüdüm. İki ayrı dünyayı da tattım. Bizim müziğimiz alternatif rock ama içinde Anadolu var. Dursun Zaman Âşık Veysel'in Kara Toprak coverı. Biz onu dinleyerek kaydedip sonra üzerine yeni söz ve melodi yazdık.

TRT Müzik'te İstanbul Düetrio programını yapıyorsunuz. O nasıl gidiyor?

TRT ile daha önce de program yapmıştım. Farklı bir program yapmak istiyordum. Coşkun Karademir ile menajerlerimiz sayesinde tanıştık. Bir araya geldik ve bu format çıktı. Çok eğlendik. Sanırım haftaya son bölüm. Biz program öncesinde bir prova yapardık ama akışta başka şeyler olurdu. Bu program bana da çok şey kattı. Herhalde ekranlardaki farklı programlardan biri oldu. Türkülerden öğrenecek çok şey var. Bazı türküleri dinlerken bunu nasıl yapmışlar diyorum. Coşkun sazıyla bir şey yapıyor ben onu gitarla çalışıyorum bakıyorsun ortaya çok güzel bir rock parçası çıkıyor. Heyecanlı bir alan. Güzel bir program oldu.

EUROVİSİON'DA NASIL İKİNCİ OLDUK?

2010'da Eurovision'da Türkiye'yi temsil ettiniz. Hala konuşuluyor. Nasıl bir dönemdi?

Konserlerde seyircilerden gelen pankartları astığımız bir pano var. Bu pankartların yüzde ellisinde "Nasıl ikinci olduk abi biz" yazıyor. Daha yeni yanıma biri geldi niye ikinci olduğumuzu sordu. Ben şimdi bunun kitabını yazıyorum. Bunu da ilk kez size söylüyorum. O zamanın hikâyesini yazmaya başladım. Henüz adına karar vermedim. Bizden önce Türkiye'yi temsilen katılan rock grupları vardı. Bu bizim için avantaj olmuştu. Onlardan güzel tavsiye alarak gittik. Oradaki topluluklar, fan kulüpleri bizimle yakından ilgileniyor, birinci olacağımızı söylerdi. Gerçi ikinci olduk daha çok konuşuldu bu. Birinci olsak unutulurdu belki de. Parçamız konusunda başlarda emin değildim. Gönlümden geçen başka bir eserdi. Sonradan dedim iyi ki We Could Be The Same ile katılmışız. Bugün bakınca nasıl yapmışız o şovu diyorum. Çok güzel ve eğlenceliydi. Neden ikinci olduk kısmına gelirsek biz aslında yarı finalde birinciydik. Almanya'nın parçası güzeldi ve çok iyi reklamı yapıldı. Bence tekrar katılmalıyız ülke olarak. Bu bizim ortak eğlencemiz. Kültürel bir aktivite.

ÇOCUKLARDAN SONRA TURNELER KISALDI

Galatasaraylısınız... Fanatiklik var mı?

Ben hiçbir takıma karşı düşmanlık beslemem. Tutkulu bir taraftarım. Kazanırsa sevinirim ertesi gün güzel uyanırım. Kaybederse de üzülürüm. Çocuklarımın da Galatasaraylı olmasını isterim. İlerde farklı takım seçerlerse de sorun etmem. Şimdi onları maçlara götürüyorum.

Baba olduktan sonra hayatınızda ne değişti? Nasıl bir baba Ferman?

Bunu cevaplamak zor. İyi bir baba mıyım kötü bir baba mıyım bu her ebeveynin sorguladığı bir şeydir. Bunun cevabı çocuklarda. İş yaşamımla ilgili değişiklikler oldu elbette. Eskisi kadar uzun turnelere çıkmıyorum. Çocuklardan uzak kalmak ailemize iyi gelmiyor. Çünkü bir dönem uzun bir konser takvimimiz oldu ve çocuklarla olan iletişimim etkilendi. Bu yüzden bunu dengelemeye çalışıyoruz.