Evin direği: Korkut Ata gelinleri

Korkut Ata gelinlerinin ayak izini kaybetmemiş bilakis o izlerin üzerinde gide gele bıraktıkları işaretleri belirgin hale getiren Anadolu kadınları ''Kadınge: Korkut Ata'nın Gelinleri'' belgeseline konu oldu. Projeye katkı veren isimlerden Yazar Şule Köklü, ''Korkut Ata, bugün atını sürse bu köylere gelinleriyle gurur duyardı. Çünkü kendi ifadesiyle evin direği olarak nitelendirdiği o kadınlar yaşıyor hâlâ.'' diyor.

GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Türklerin Orta Asya'dan bu yana taşıdığı 'kadın' kimliği zaman içinde değişip dönüşse de genlerindeki karakteristik özellikleri koruyan ve bugünlere taşıyanlar da var. Anadolu'da adım atacağınız pek çok köyde modern hayatın dayatmaları bazı şeyleri değiştirip dönüştürse de kimliğine sıkı sıkıya bağlı kadınlara rastlarsınız.

İşte onlar içinde en özel grup olan Korkut Ata Gelinleri bir belgesele konu oldu. Dede Korkut'un kadın temsillerini ekrana getiren 'Kadınge: Korkut Ata'nın Gelinleri" belgeseli Anadolu'ya maya çalan toprak anaları kayda aldı.

Belgesel, geçmişimizde "Kadınge" olarak nitelendirilen, Türk geleneğinin en güçlü taşıyıcısı; savaşta kılıç kuşanan alp, bitkiden ilaç yapan şifacı, köklerinden boya çıkaran kimyager, kilim ve çoraba türlü nakışlar işleyen sanatçı, hikâye, türkü ve manileri zihnine kaydeden edebiyatçı, toplumun ahlakını çocuklarını yetiştirmedeki maharetiyle inşa eden eğitimci kadın anaların bugünün gençliğine tanıtılmasını amaçlıyor.

Yönetmenliğini Burak Kum, Murat Yılmaz Köksal'ın gerçekleştirdiği belgesele omuz veren isimler arasında roman yazarı Şule Köklü, Dudu Koru, şair Kadir Ünal ve yönetmen Zeynep Üstünipek de var. Kültür Bakanlığı'ndan yapım desteği de alan Korkut Ata'nın Gelinleri belgeseli şimdiden festival yolculuğuna başladı THY'nin uçuş arşivinde yer aldı. Bu özel belgeseli yönetmen Burak Kum ve yazar Şule Köklü ile konuştuk.

DEDE KORKUT AHLÂKINI TAŞIYORLAR

BURAK KUM / YÖNETMEN

Korkut Ata Gelini kimdir?

"Korkut Ata Gelini" terimi, Türk geleneklerinde önemli bir rol oynayan ve çeşitli alanlarda yetenekli olan kadınları ifade eder. Çünkü onlar Dede Korkut hikâyeleri ile büyümüş ve onun ahlakını yaşamına katmıştır. Gerektiği zaman savaşta kılıç kuşanan, bitkilerden ilaç hazırlayan, boya çıkaran, el sanatlarıyla uğraşan, edebiyatı yaşatan ve toplumun ahlaki değerlerini koruyan kadınlardır onlar!

Neden bu adlandırma yapılmış? Anadolu'nun hangi bölgesinde ya da şehrinde bu adlandırmaya sahip kadınlar yaşar?

Bu adlandırma, genellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar arasında yaygın olan bir kavramdır. Literatürde resmi bir tanımı olmasa da bu kadınlar, çeşitli yeteneklerine ve toplumsal rollerine atıfta bulunmak için "Korkut Ata gelini" olarak kendilerini ifade eder. Ayrıca onlar sadece Anadolu değil bütün Türk Dünyasına yayılmışlardır. Biz ise Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Korkut Köyü'nde ve Hafik'in Yarhisar Köyü'nde onlarla buluştuk.

Müzik Anadolu kadınının hayatında nasıl bir yerde duruyor?

Anadolu kadınları geleneksel Türk müziğinin canlı tutulmasında önemli bir rol oynar. Ancak sadece türküler değil, maniler, deyişler, atasözleri gibi geleneksel sözlü kültür unsurları da onların yaşamlarında büyük yer tutar. Bu kadınlar, yazılı olmayan bu sözlü geleneği yaşamlarının merkezine yerleştirir ve kuşaktan kuşağa aktarırken, bunları yaşamın her alanında kullanırlar.

Bu kadın kimliği nasıl korunmuş ve bozulmadan bugüne gelmiş?

Korkut Ata Gelinleri bu kimliği, bin yıllardır doğru, iyi ve ahlaklı davranışları tercih eden Anadolu kadınlarının özverili çabalarıyla korumuş ve bozulmadan bugüne getirmiştir. Onlar, sadece sözleriyle değil, aynı zamanda davranışlarıyla da bu değerleri yaşatmışlardır. İyi niyetleri, sevgi dolu kalpleri ve adalet duyguları, nesiller boyu bu kadın kimliğinin sağlam temellerini oluşturmuştur. Bugüne kadar Anadolu kadın kimliği, bu değerleri koruyarak ve yaşatarak gelmiştir. Korkut Ata Gelinleri dün vardı bugün de var, yarın da olacak çünkü kadınların hafızası geçmişi unutmaz.

Belgesel fikri nasıl ortaya çıktı?

Anadolu'nun köklü kültürünü ve geleneklerini yaşatan, özellikle Korkut Ata gelinleri olarak bilinen kadınların hikâyelerini anlatma arzusundan doğdu belgesel fikri. Bu belgeselde, Korkut Ata gelinlerinin sahip olduğu özelliklerin hepsine değindik. Kadınge adlı öyküsüyle Korkut Ata'nın Gelinleri belgeselinin çatısını ilham veren hikâyeci Recep Seyhan'ı ise rahmetle anıyoruz.

Korkut Ata gelinlerinin kendilerine özgü bir giyim tarzları var. Bu kıyafetlerin sembolik bir dili ve anlamı var mı?

Evet, Korkut Ata gelinlerinin kendilerine özgü bir giyim tarzı vardır. Bu giyim tarzı, kadınların kültürel kimliklerini ve toplumsal rollerini ifade etmelerinin bir yoludur. Renkler, desenler ve giysi kesimleri, kadınların duygu ve düşüncelerini ifade etmek için kullandıkları bir araçtır. Bu giyim tarzı, Korkut Ata gelinlerinin kadın olarak toplumda sahip oldukları gücü, geleneksel değerleri ve duygusal derinliklerini yansıtır. Giyimleri, kendilerini ifade etmenin ve kültürel kimliklerini korumanın bir parçasıdır. Örneğin, matem ve yas zamanlarında kadınlar genellikle siyah giysiler tercih ederler ve bu giysilerin ters yüz edilerek kullanılması, içlerindeki acıyı ve üzüntüyü göstermenin bir yoludur.

Modernizm tv ve telefonlar yoluyla en ücra köylere bile sızdı. Böyle bir ortamda Korkut Ata Gelinleri kimlik ve bağlarını nasıl koruyabiliyor bu değişimden?

İnsanın temel değerleri ve ihtiyaçları asla değişmez. Onlar, yer, zaman ve mekân fark etmeksizin insanlığın ortak değerlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Bir kadın doğum yapacaksa yardımına koşuyorlar, bir düğün varsa gereken her şeyi yapıyorlar. İnsanlığa ait olan bazı şeyler asla değişmiyor. Korkut Ata gelinleri, teknolojik gelişmelere rağmen toplumlarındaki gelenekleri ve bağları yaşatarak, köklü kültürlerini ve insanlığın temel değerlerini koruyor.

Çekim sürecinden de söz edebilir misiniz?

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteği belgeselin oluşumunda hayati bir rol oynadı. Yazar Şule Köklü'nün anlatımıyla, aktivist Dudu Koru'nun derin bilgileri ve şair Kadir Ünal ile yapılan röportajlar, belgeselin ruhunu oluşturdu. Ayrıca çekimlerdeki kadınlar, renkli kişilikleriyle belgeselin canlılığını artırdı. Kurgu yönetmeni Zeynep Üstünipek'in bakış açısıyla belgeselin kurgusu, su gibi akıcı bir izlek kazandı. Bu süreçte her bir katkı, belgeselin gücünü ve etkisini artırdı, izleyicilere derin duygularla dolu bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz.

Belgesel hangi mecralarda gösterilecek, nasıl bir yolculuğu olacak?

Belgeselimizin, öncelikle Sivas Uluslararası Film Festivali ve Korkut Ata Film Festivali gibi önemli etkinliklerde gösterilmesi ilk hedefimiz. Bu festivaller, belgeselin hedef kitlesine ulaşmasında önemli bir adım olacak. Ardından, mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşabilmek için belgeselimizi daha fazla etkinlik ve platformda göstermeye çalışacağız. Amacımız, Anadolu kadınlarının güçlü hikâyelerini daha geniş kitlelere aktarmak.

ŞULE KÖKLÜ / EDEBİYATÇI-YAZAR

Bu belgesele nasıl dahil oldunuz?

Proje sahiplerinin talepleri üzerine Korkut Ata Gelinleri belgeseline dâhil oldum. Belgesel Zara'nın Korkut ve Hafik'in Yarhisar Köyü'nde çekilecekti. Büyük bir istekle kabul ettim daveti. Kısa bir süre sonra yapım ekibiyle birlikte kendimi projenin ortasında ve bu köylerde buldum. Şahane bir deneyim oldu benim için. Tabii belgeselin orijinalliği de bir başka heyecandı.

Kendinizi Korkut Ata gelini olarak görüyor musunuz, neden?

Korkut Ata gelini olabilmeyi arzu ediyorum. Zira o kadim Türk kültürünün gönüllü hamalıdır bu kadınlar ve ben bu hamallıktan asla kaçınmam. Gelenek ve görenek dediğimiz şey kuşaktan kuşağa aktarılan bin yıllık bilgi birikiminin imbiğinden akan şifalı sudur, kovasını bu imbiğe yaklaştıran kadındır çoğu vakit. Geçmiş, an ve gelecek bir evin üç çocuğu gibidir. Aralarındaki yaş farkı önden doğanları değersiz kılar mı, hayır. Her doğanın elini önden gelen tutar, yürütür. Yani diyeceğim o ki köksüz ağaç kurur, bu yüzden Korkut Ata gelinleri isimlendirmesiyle anılan bu kadınlardan olma onurunu yaşamak isterim.

Bu kadın karakteri bugünün modern hayat içinde çırpınan kadınına ne söylüyor?

Korkut Ata gelini olmak her çağı kucaklıyor, diyor. Çünkü her çağ kendi düzenini bulurken o bin yıllık çınar gibi diri ve canlı orada duruyor. Çağlar dağı devirebilir mi?

Belgeselin çekim sürecinde Korkut Ata Gelinleri ile neler yaşadınız, sizin daha önceden onlarla tanışıklığınız var mı?

Korkut Ata gelini olarak gördüğüm bu kadınlar, gelenek, görenek ve değerlerine sımsıkı yapışan ve yaşayan kadınlar. Birkaç kişi dışında tanıdığım yoktu içlerinde. Fakat ilk tanışmamıza rağmen bizi yabancı hissettirmediler. Köye girdiğimizde büyük bir içtenlikle karşıladılar, bu davranışları belgeselin özüyle birebir uyum içindeydi. Her evin kapısı sonuna kadar açıktı ekibe. Samimi, güler yüzlü oluşları, belgeselin çekimini kolaylaştırdı. Etekleri doluydu, getirip önümüze döktüler. Türkü, hikâye, mani, efsane ve masallarla süsledikleri o gün onlarca belgesele konu olacak kadar zenginlik taşıyordu özünde. Elleriyle dikip süsledikleri rengârenk kıyafetleriyle bozkırın envai çiçeklerinden farksızdı kadınlar. Birbirlerine karşı tutum ve davranışları kardeşlik duygusu içindeydi. Korkut Ata, bugün atını sürse bu köylere gelinleriyle gurur duyardı. Çünkü kendi ifadesiyle evin direği olarak nitelendirdiği o kadınlar yaşıyor hâlâ.

Bu kadınların en sevdiğiniz özellikleri neler?

O kadınların bir duruşu vardır, bir yürüyüşü, bir susuşu, bir ağlayışı ve hepsinde vakar vardır o kadınların en belirgin özellikleri çok susmaları, konuşunca boş konuşmamaları her daim vakarlı olmaları.