MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr
Dijital Dönüşüm Uzmanı Dr. Nabat Garakhanova ile ebeveynler için dijital dünyada yol haritası sunan Dijitale Kalpten Bağlı Aile kitabı ile haziran ayında üçüncüsü gerçekleşecek olan Dijital Sanat Festivali'ni konuştuk. 2012 yılından bu yana dijital dünya içinde olan ve eğitimler alan Garakhanova, 2015 yılında şirketlere dijital dönüşüm hizmeti veren Mezo'yu kurdu. Daha sonra Mezo çatısı altında; Mezo Moda, Mezo Akademi, Mezo Techno ve son olarak ülkemizde gelişmekte olan dijital sanat dalındaki çalışmaları insanlarla buluşturmak için Mezo Digital Art'ı hayata geçirdi. Garakhanova ile sohbetimize dijital dünyayı konuşarak başladık.
İNSANIN HAYALİ İLE TEKNOLOJİ SANAT ÜRETİYOR
Dijital dünya nasıl bir yer?
Dijital dünyanın insanı içine çeken bir tarafı var. Sonrasını hep merak ediyorsun. Ancak burada gerçek ile hayal arasındaki makasa dikkat etmek gerekir. Ne gerçekten ne de sanaldan kopamayız. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki bu dünyadan kaçamayız. Doğru kullanıldığında birçok artısı var. Bazı gelişmelerin korkutucu gelmesinin nedeni bence dijital okuryazarlığının eksik olması. Teknoloji gelişti, yapay zekâlar geldi işsiz kalacağız endişesi var. Bu da yersiz çünkü yeni meslekler doğuyor. Şu an birçok yazılımcıya ihtiyaç var. Değişim devamlılık getirir, devamlılıkta değişimi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra devam eden bir değişim var. Geleceği kurgulamak için geçmişe bakacaksınız. Dijital dünya oradan bağımsız değil. Teknoloji gelişerek geldi ve çıkış noktaları Newton ya da Einstein'ın bulduğu kuramlar.
Mezo markasıyla nasıl bir hizmet veriyorsunuz?
Dijital alanda 360 derece hizmet veriyoruz. Uluslararası ekiplerimiz de var. Mezo olarak analog, geleneksel olan yapıyı dijital dünyada var ediyor ve insanlara burayı nasıl kullanacakları konusunda rehberlik ediyoruz.
Mezo Dijital tarafını konuşalım. Dijital sanatın gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dijital sanatın çıkışı 60-70'li yıllara dayanıyor. 1980'lerden sonra ivme kazandı. Sanatın birçok ekolünden biri. Bu sanatın öncüleri de aslında Türkler. Dünyada gerçekten çok iyi işler çıkaran sanatçılarımız var. Bu sanatın diğer dalları ya da geleneği olumsuz etkileyeceğini düşünmüyorum. Dijital sanat, sanatın teknoloji ile birleşimi ve farklı yorumlanması. Buradaki veriler çok kıymetli. Yakın zamanda altın, gümüş kadar da değerli olacak. Burada önemi olan sanatçının hayal gücü. Mesela Hakan Yılmaz, kaplumbağalara çip takıyor ve denize bırakıyor. Onların yolculuğuyla eser üretiyor. İnsanın hayali ile teknoloji sanat üretiyor. Yapay zekâ sanatçılarımız da var. Biz geçen sene Dijital Sanat Festivali'nde ilk yapay zeka küratörünü yaptık. Adı Avind. Ona festivalin temasının ne olacağını sorduk ve bize, 'Sürdürülebilirlik insan gücüne mi dayalı?' şeklinde cevap verdi. Biz de buradan yola çıkarak geçen sene temamızı, sürdürülebilirlik yaptık.
IDAF BU YIL AKM'DE
Bu yıl da Dijital Sanat Festivali'nin (IDAF) üçüncüsü yapılacak. Bu sene festivalde neler olacak?
Bu yılın teması için yine küratörümüz Avind ile konuştuk. 'Dijital sanat insan moleküllerinden mi oluşuyor' diye sordu. 8 milyondan fazla veri var. Bunlar arasından çıkarıyor soruları. Biz de bu sene insan-doğa, insan-bilgisayar, makine-doğa gibi konuları merkezine alarak molekül ve ham maddenin felsefi olarak üretimi üzerinden dijital sanat özelinden biyo-sanat, algoritmalar, yapay zekâ, yeni medya gibi dijital sanatların alt başlıklarına odaklanacağız. Öncelikle şunu hatırlatmak isterim, festivalimiz ücretsiz. Festivalde usta, kalfa ve çırak mantığıyla bir program yapıyoruz. Çocukların çalışmalarının yer aldığı bölüm, çırak. Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam ediyor. Ortaokul çocuklarından çalışmalar da yer alacak. Kalfalar kısmında ise üniversitelere açık çağrımızı yaptık. Başvurular geliyor. Gençlerimiz çok kreatif ve başarılı. Bunları küratörlerimiz değerlendirecek. Üç küratörümüz var. Birisi Avind. Ustalık tarafında ise yerli ve yabancı sanatçıların eserleri olacak. Yapay zekâ ve robotların çalışmaları da yer alacak. Festival boyunca atölyeler, söyleşiler yapılacak. Usta sanatçılar ile gençler bir arada olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı bize destek veriyor. Üç partnerimiz var. Romanya, Kanada ve Chicago. Dört günlük bir festival olacak. Dijital sanatın farklı taraflarını göstereceğiz. Kinetik sanatlar gibi interaktif projeler olacak. VR (Virtual Reality) ve AR (Augmented Reality) eserlerinin de yer alacağı festival, her yaştan izleyiciye hitap edecek. Haziran ayında AKM'de yapılması planlanıyor. Biz artık bu festivalin bir yerde kalıcı olmasını istiyoruz. Bu sene festivali Dijital Sanat Derneği olarak yapıyoruz.
Serdar Duran: Gerçekleşen festivallerde herkesin ilgisini gördük ve bunu kurumsal bir yapıya oturtmak için derneği kurmaya karar verdik. Festivalin sadece İstanbul'la sınırlı kalmasını istemiyoruz. Zaten dijital dünyada herkes bir etkileşim halinde. Bu etkileşimi sanat boyutunda yapmak istiyoruz. Özellikle de bu alanda Türkiye'nin etkisini artırmak istiyoruz. Gençlerimizin eserleri yurt dışında sergilensin istiyoruz. Bunun içinde yıl boyunca eğitimlerde sanatçılarla gençleri bir araya getireceğiz. Üniversiteler ile ortak çalışmalar yapacağız. Konya Bilim Merkezi'nde Karatay Üniversitesi ile bir buluşma yaptık ve 7500 öğrenci katıldı. Biz yeni sanatçıların çıkmasına vesile olmak istiyoruz
EBEVEYN DİJİTAL DÜNYANIN DİLİNİ ÖĞRENMELİ
Dijitale Kalpten Bağlı ana başlığında bir seriniz var. İlki Dijitale kalpten Bağlı- Marka idi. Bu sefer Dijitale Kalpten Bağlı – Aile. Bu kitabın içeriğinde ne var?
Dijital Kalpten Bağlı Marka kitabı, 2021 yılında pandemi döneminde yazmıştım. Dijitale Kalpten Bağlı – Aile serinin ikinci kitabı. Önümüzdeki hafta lansmanı olacak. KTO Karatay Üniversitesi Yayınları'ndan çıktı. Editörlüğünü ve bölüm yazarlığını üstelendim. Kitabın ilk baskısının geliri ile -Şeyda Tosyalı'nın fikriydi bu- depremzede çocuklara masal kitapları alınacak. Serinin son kitabı da Dijitale Kalpten Bağlı Robotlar olacak. Kitap içinde QR kodlar koyduk ve eğlenceli bir dille yazdık. Kitaplar içinde bilimsel çalışmalara yer verdik.
Aile kitabına gelirsek... Artık kabul etmeliyiz ki dijital olmazsa olmaz. Peki bu dünyada nasıl yaşayacağız? Özellikle de ebeveyn isek çocuğumuzu bu alanda nasıl yetiştireceğiz? Kitabın her bölümünde bir uzman belli noktalara değindi. Çocukları yetiştirirken nelere ihtiyaç olduğunu anlattık. Ayrıca biz geniş bir aileyiz. Çalışan annelerin çocuklarına genelde anneanneler ya da babaanneler bakıyor. Onların da bu dijital okuryazarlık alanında gelişmesi lazım ki çocuklardan uzak kalmasınlar. Bununla ilgili de bir bölüm yazdık. Tabii eser sadece ailelere değil çocuklara da hitap etsin diye masallar yazdık. Neci'nin Dijital Maceraları adı altında üç farklı masal kaleme aldım. Çocukların dijital dünya hakkında erken dönemde bilinç kazanmalarına katkı sağlayacak. Çocuklara çocuk dilinde dijital dünyayı anlatıyor.
Ebeveynlere önerileriniz neler?
Çocuklara, 'Yasak' ve 'yapma' kelimelerini asla kullanmayın. Bu kelimeler onların merakını artırır ve daha çok üstüne giderler. Zaten Z kuşağı, alfa kuşağının bu kelimeleri kabul etmeleri imkânsız. Bu jenerasyonun en çok sorduğu soru, 'neden' oluyor. Bundan dolayı dijital ebeveyn olup, araştırıp, inceleyip çocuğuyla beraber o deneyimi yaşamalı. Ona neyin doğru olmadığını göstererek anlatmalı. Çocuğuyla sözleşme yaparak onun bir birey olduğunu kabul etmeli. Türk ailelerinin en önemli sorunu, 'Ben senin için en iyisini bilirim, her şeyi senin için yapıyorum' düşüncesi. Oysa o çocuk iki yaşında bile olsa onu birey olarak kabul etmeliyiz. Şimdiki çocuklar her şeyi sanal dünyadaki gibi zannediyor o hayal ile gerçeği karıştırıyor. Bu noktada çocukları o sanal dünyaya da bırakmayacağız. Burada müdahale edeceğiz. Bu müdahale için de dijital okuryazar olmalı ve doğru bir anlatımla yaklaşmalıyız.