ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr
Kısa bir süredir TRT 2 ekranlarında yayınlanmaya başlayan Türk Caz Standartları Enstitüsü adlı müzik programı, Türkiye'de caz müziğin öyküsünü konuk olan caz müzisyenleri üzerinden anlatıyor. Hem kulakların pasını silen bir müzik programı hem de caz müziğine ve tarihine dair öğretici bilgiler içeren bir seyirlik anlayacağınız. Programın dünkü konuğu ise caz müzisyeni Baki Duyarlar idi. Yine çok keyifli ve öğretici bir program oldu TRT 2 izleyenleri için. Bu bölümün tekrarı ise cumartesi günü 13.00'de yine TRT ekranlarında yayınlanacak. Biz bu son bölümü, programın müzik direktörü müzisyen Hakan Dedeler ve son konuğu Baki Duyarlar ile konuştuk. İşte sohbetimizden öne çıkan başlıklar...
BAKİ DUYARLAR: BENİM ÜRETİM SÜRECİM ACILAR DEĞİL MUTLULUK ÜSTÜNE
Nasılsınız, hayata gündeme dair kafanızı ne meşgul ediyor, kendinizi nasıl hissediyorsunuz, neler düşünüyorsunuz?
Şu sıralar dünyadaki tüm insanlar gibi Covid-19 salgınını yakından takip edip, önlemlere uyarak yaşamaya çalışıyorum. Bir müzisyen için performans yapamamak zorlayıcı bir süreç oldu. Şimdiler de konser salonları çalışmaya başladı ama hala tedirginlik var. Salgın boyunca çok fazla yaratıcı olduğum söylenemez çünkü herkes gibi ben de çevremde birçok kişiyi kaybettim. Kısacası benim yaratı sürecim acılar üstüne değil, mutluluk üstüne.
CAZ MÜZİĞİ BENİM İÇİN ÖZGÜRLÜKTÜR
Caz müziğinin sizdeki karşılığını birkaç cümle ile nasıl özetlersiniz?
Caz müziği benim için özgürlüktür, içimden gelenin dışa vurmuş halidir. Aslında şu caz müziğidir, bu caz müziği değildir diye düşünmem. Müziğin tamamı bir iletişim aracı, Be-Bop grameri kullanılan ve içinde interplay şekli ile doğaçlama bulunan her formdaki müzik günümüzde caza aittir ve o lisanı kullanarak insanlara bir şeyler anlatıyordur/anlatmalıdır.
Babanızın ve aile üyelerinizin müzisyen olması sizce sizin hayatınızı nasıl ve ne yönde etkiledi?
Babam Baki Duyarlar, ülkemizde müzik sektörünün ne kadar zor olduğunu biliyordu, bu sebeple muhtemelen oğlunu korumak istedi ve bana müzisyen olma dedi. Ama benim de başka şansım yoktu çünkü çok küçük yaşta kafamın içinde müzik duymaya başlamıştım. Konservatuvar macerası ile başladı her şey. Ama kendimi bulduğum yer yurtdışı oldu. Nedenleri sosyolojik bir tez konusu olabilir.
DEVLET CAZ MÜZİSYENLERİNİ KORUMALI VE TANITMALI
Ülkemizde caz müziğine yeterince ilgi gösterildiğini düşünüyor musunuz?
Bence caz müziğine ülkemizdeki ilgi yetersiz. Caz müziğinin bizim kültürümüze yabancı olduğu düşünülüyor, oysa ki Afrika bize çok uzak değil. Coğrafi olarak bile! Ancak çok iyi ve dünyaca tanınmış caz müzisyenleri geçmişte de var ülkemizde İsmet Sıral, Sevinç Tevs gibi isimler. Sorun o isimlere sahip çıkılmaması. Dünyanın ileri gelen ülkelerinde caz sanatçılarına sahip çıkmak ve caz müziğini koruyup sonraki jenerasyona aktarmak özel sektör piyasası dışında bir devlet politikasıdır. Birçok Avrupa ülkesi devleti kendi caz müzisyenlerinin dünya tanıtımlarını üstlenmiş durumdadır. En iyi örneklerde Kuzey Avrupa'dadır. Bizim ülkemizde ise henüz bu işlere sıra gelmemiştir.
Türkiye'deki caz müzik üreticilerinin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? Takip ediyor veya beğeniyor musunuz?
Türkiye'de caz çalışmaları bu noktada ikiye ayrılıyor, Amerikalı gibi çalanlar ve Türk müziği icracıları. Demek istediğimi şu şekilde daha iyi anlatabilirim. Tüm dünyadaki caz festivallerine bakın, çalan Türk müzisyenler işi saf Türk müziği icra etmek olan sanatçılarımızdır. Yani Amerikalı gibi çalan sanatçılarımız çok fazla o sahnelerde yoktur. Bu durum bir taraftan da doğaldır çünkü o tip sanatçılardan ellerinde çok sayıda zaten var. Saf Türk müziği çalan müthiş müzisyenler ise aslında ilgi duysa da caz müziğini bilmez, anlatım dili o değildir. İşte bu hibrit müzisyenlerin sayısı arttıkça Türk cazından bahsetmek mümkün olacaktır.
Bir devlet kanalında caz müziğine özel bir televizyon programının yapılıyor olmasını nasıl okuyorsunuz?
Bir dış yapım olsa da günümüz için müthiş bir durum bu. Çok kapsamlı bir belgeleme. Sonraki nesillere bırakılacak bir caz öyküsü. Bu belgesel TRT de olmalıydı ve öyle de oldu. Bu çok mutlu edici bir durum. Örnekler çeşitlendirilerek devam etmeli.
JAZZ ARK AKSAK USULLERİ KULLANDIĞIM BİR PROJE
Jazz Ark oluşunuzdan da bahseder misiniz?
JazzArk son zamanlarda yazdığım tonlar yerine makamlar, düz giden ritimler yerine de aksak usulleri kullandığım bir proje. Bu müziği birlikte hayata geçirmek için ise iki müthiş müzisyene, iki arkadaşa sordum. Mehmet Akatay ve Kristian Lind. Çünkü onlar açık fikirli müzisyenlerdir ve enstrümanlarında üst seviyededirler ve en önemlisi prova canavarıdırlar, yani çok çalışkan insanlardır. İlginçtir ki Türk müziği makamlarını ve usullerini caz müziğindeki unsurların yerine kullanılabileceğini Hollanda'da öğrenciyken Hollandalı öğretmenlerimden öğrendim. Bana Chick Corea, Herbie Hancock gibi önemli caz müziği icracılarının sololarını makamsal bakış açısından ilk defa analiz eden müzisyenler onlar olmuştu. Ben de JazzArk projesinde bu bakış açısını abarttım.
HAKAN DEDELER: CAZ MÜZİĞİ TÜRKİYE'DE YÜKSELİŞTE
Caz müzik çok sevdiğim bir müzik türü dünyadaki ve ülkemizdeki caz müzik çalışmalarını uzun zamandır takip ediyorum ve bir müzisyen olarak dinlemekten son derece keyif duyuyorum. Ülkemizdeki caz barların müdavimiyim diyebilirim. Yapılan konserleri keyifle takip ediyorum. Caz müziği seven biri olarak Türk Caz Standartları Enstitüsü programının müzik direktörlüğünü gerçekleştirmek gerçekten benim için büyük bir keyif. Programın Türkiye'deki caz müziği ve caz müzisyenleri hakkında önemli bir arşiv çalışması olacak ve ilgili müzik dinleyicilerinin ufkunu açacak bilgilerle dolu ve canlı caz müzik icralarıyla donatılmış keyifli bir program olduğunu düşünüyorum. Ayrıca programın uzun soluklu olacağını düşünüyorum çünkü Türkiye'de caz müziğinin yükselişte olduğunu hepimiz görüyoruz bununla bağlantılı olarak birçok yeni müzisyen caz müziğine yöneliyor bu durum caz müziğini ve yeni üretimleri teşvik ediyor. Caz müziğinin Türkiye'deki kaynağına inerek hem kültürel açıdan hem de müzikal açıdan süreci ele alıyoruz. Bu programdaki en büyük amacımız Türkiye'deki caz müzisyenlerinin kendi bestelerini icra etmesini sağlamak ve birçok bölümde ilk defa seyirci ile buluşan yeni müzikler mevcut dolayısıyla bu durum üretimi desteklemekte hem müzisyenlerin kendi müziklerini bestelemesi açısından teşvik edici hem de dinleyicilerin yeni müzikleri dinlemelerine olanak sağlıyor bu durumun müzik üretimine ve dinleyicilerin beklentilerine olumlu katkı sağladığını düşünüyorum.