Can Ozan: Müzik sıkılmadan yaptığım tek şey

Yeni şarkısını geçtiğimiz günlerde yayınlayan Can Ozan Akşam Cumartesi için sorularımızı yanıtladı: ''Müzik benim bu hayatta hiç sıkılmadan yapabildiğim tek şey. Bunu fark ettiğimden beri de en çok yaptığım... Kendimi ve diğerlerini en iyi anladığım ve anlattığım biçim bu. Hayatımda ve kişiliğimde kapladığı yer kesinlikle çok fazla.''

ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Müzik dünyasının yeni kuşak temsilcilerinden Can Ozan, sözü ve müziği kendisine ait olan 'Ağlama Ben Ağlarım' adlı son şarkısı ile müzik listelerine başarılı bir giriş yaptı. Projesini titiz ve yoğun bir kayıt sürecinin ardından takipçileriyle buluşturan sanatçı, bu çalışmasıyla dijital müzik platformlarında anlık en çok dinlenenler arasında zirveye yükseldi. Sar Bu Şehri, Toprak Yağmura, Öyle Kolay Aşık Olmam ve Hiç Kimsenin Günahı Yok gibi şarkılarıyla kariyerini başarılı bir şekilde sürdüren Can Ozan, birbiri ardına çıkardığı şarkılarla bir kez daha dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Biz de bu vesileyle kendisiyle bir araya geldik. Hem yeni çalışması hem de müziğe dair konuştuk...

KENDİMİ EN İYİ ANLATTIĞIM BİÇİM MÜZİK

Müzik mesleki ve teknik anlamlarının dışında sizin için ne anlam ifade ediyor?

Müziğe 12-13 yaşlarındayken izlediğim bir filmin etkisinde kalarak gitarla başladım. Ben küçükken internete girmek çok daha zordu ve Tiktok, Instagram gibi bağımlılık yapıcı uygulamalar yoktu. Evde tek başımayken ders çalışmamak için gitar çalmaya yönelmiştim. Ancak babamın geçirdiği hastalık sebebiyle altüst olan aile düzenimiz sonucunda gerçek dünyadan kaçmak için takıntılı şekilde gitara gömülmeye başladım. Müzik yapmak beni sakinleştiriyor, kafamı toplamamı sağlıyor, beni hayallere sürüklüyordu. Okulda arkadaşlarımı, evde kendimi eğlendirmemi sağlıyordu. Müzik dinlemeyi çok seviyordum ve fanı olduğum gruplar gibi olmak istiyordum. Şarkılarını öğrenmeye ve çalmaya başladım. Aynı zamanda gitarı elime aldığım andan itibaren besteler yapmaya başlamıştım. Özellikle geceleri gitar bana iyi geliyordu. Yarışan zihnimi ve öfkemi yatıştırıyor, düzene sokuyordu. Yıllar içinde çalımım, şarkı sözlerim ve sesim gelişmeye başladı. 13 yaşımdan beri hayatımı müzikle geçirmek istediğimi biliyordum. Ailem tabi ki refleks olarak buna karşı çıktı. Başlarda çok ciddiye almadılar ya da rüşvet vererek beni ders çalışmaya odaklamaya çalıştılar. Ancak babamın hastalığından sonra bir şeye çok sağlam karar vermiştim. Şu üç günlük dünyada manasız bir şeyi yapmaya bir dakika daha tahammülüm yoktu. Derslerde bile şarkı yazmaya başladım. Üniversiteye geldiğimde artık şarkılarımı bir şekilde yayınlamam gerektiğini düşündüm. Uzun yıllar kendim internetten yayınladım. O zamanlar Soundcloud'da çok dinlenmiş birkaç şarkım vardı. Okulu bitirip yüksek lisansa girdiğim dönemde Karabalık post prodüksiyon firmasında çalışmaktaydım. Boş vakitlerimde şarkılarımı kaydediyordum ve Türkiye'ye yeni gelmiş olan Spotify'a yüklüyordum. İlk ciddi dinlenme sayılarım Deniz Tekin ile yaptığımız Transatlantik şarkısından geldi. Daha sonra müzisyen arkadaş çevrem hızla genişledi ve daha çok şarkı yapıp Spotify'a yüklemeye başladım. 2020'ye geldiğimizde işi bırakmıştım ve full time müzik yapıyordum. Zaten sonrasında pandemi oldu ve "Sar bu şehri" şarkısı deyim yerindeyse patladı. Sonrası zaten günümüz... Müzik benim bu hayatta hiç sıkılmadan yapabildiğim tek şey. Bunu fark ettiğimden beri en çok yaptığım şey. Kendimi ve diğerlerini en iyi anladığım ve anlattığım biçim bu. Hayatımda ve kişiliğimde kapladığı yer çok fazla kesinlikle.

SİNEMAYA İLGİM VAR

Müzisyen olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?

Büyük ihtimal kendi filmlerini yazan bir yönetmen falan olurdum. 12 yaşımdan beri babamın el kamerasıyla yaşıtlarımı kullanarak onlarca film çektim. Ablam yönetmen ve benim de hala sinemaya çok ilgim var.

Kendi müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Valla hiç tanımlamıyorum. Taksiciler sorduğu zaman rockçıyım diyorum. Annemin arkadaşları sorduğu zaman ses mühendisiyim diyordum eskiden. Ama herhalde genel bir tanım yapmak gerekirse alternatif / indie müzik falan derim. Müzik türlerinin iç içe geçtiği bir dönemdeyiz. Eski kalıplar artık çok önemsiz bence.

BU ŞARKI AYRILIK ACIMIN SOMUT HALİ

"Ağlama ben ağlarım"ın çıkış noktası ne oldu?

3 yıllık bir ilişkinin bitiş sancıları diyebiliriz özetle. Histerik bir ruh halinde geçmiş bir ayın ürünü. Özellikle bu karanlık ruh halindeyken gitara ihtiyacım çok artıyor. Yaşadıklarımı anlamak ve anlatmak istiyorum. Sanki onları anlattığım zaman içimdeki acı nefesimle ciğerlerimden çıkıp havaya karışacakmış gibi oluyor. Bu yüzden bu şarkı yaşadığım en büyük ayrılık acısının somutlaşmış hali diyebiliriz.

Türk müzik sektöründe sorunlu olarak gördüğünüz bir konuyu paylaşır mısınız?

Müzik endüstrisinde yaşanan çok fazla problem var. Ama kişisel olarak benim en çok canımı sıkan teknik yetersizlik ve kalifiye eleman azlığı diyebilirim. Teknik problemler olduğunda sahnedeki insanlar yaptıkları müziği iyi bir şekilde duyamıyorlar ve bu da yapılan müziğin performansını, dinleyenin zevkini olumsuz şekilde etkiliyor.

OYUNCULUK YAPMAK İSTİYORUM

Yeni müzik çalışmalarınızdan ve geleceğe dair planlarınızdan da bahseder misiniz?

Seneye eylülde çıkacak bir albüm içim çalışıyoruz. O zamana kadar teklilerle devam edeceğim. Bu arada Canosonik adında bir elektronik dans müziği projem var. Dilan Balkay'ın uzun trompet soloları attığı, Deniz Tekin'in bas gitar çaldığı bir şarkımız çıktı geçenlerde. Bu proje ile uluslararası alanda bir başarı yakalamayı umut ediyorum. Ayrıca ilerisi için çeşitli tarzlarda şarkılar yapmak, yeni insanlarla tanışmak, mümkünse bir müzikal çekmek, oyunculuk yapmak, dünyayı gezmek istiyorum.