Can Bora: Metnin otoritesini çürüttük

Hande Sönmez

hande.sonmez@gmail.com

Altar ile seyirci karşısına çıkan Can Bora farklı disiplinlerden beslenen bir sanatçı. Kendisiyle hem Altar’ı hem de tiyatroya bakışını konuştuk. Altar; 27 Ocak ve şubatta NoAct Sahne’de...

‘Altar’ ile seyircinin ne hissederek evine dönmesini hedefliyorsun?

Seyircinin, şu hayata bir kez geldiğimizi ve yalnızca tek bir hikayemiz olduğunu ve bu hikayenin -ne olursa olsun- kıymetini bilmelerini sağlamayı arzu ediyorum.

Oyuna gelecek seyirci için “şuna dikkat ederseniz derdimi daha iyi anlarsınız” diyebileceğin şeyler neler?

Oyun, Rüzgar isimli karakterin ‘araf’ bölgede, hayatla ölüm arasındaki bir ara yerde kendisini sorgulamasıyla başlıyor. Bulunduğu yerden ileri gitmek istese de hareket edemiyor. Orada kalırsa tekrardan reenkarne olup insan olma “yükünü” yeniden yaşayacak. Dolayısıyla bir cesaret adımı atarak tekrardan kendi beşeri hayatına geri dönüp bilinçaltına dalmayı ve oradaki geçmişiyle yüzleşmeye karar veriyor. 

Birçok seyirci oyunda kullandığımız ‘termal altın folyo’ ve ‘ayakkabıların’ ne anlama geldiğini soruyor. Sanki doğru düşünmezse hata yapma korkusu gibi bir şey yaşıyor sanırım. ‘Altar’ bir ‘tasarım’. Bu yüzden seyirciye şunu söylemek istiyorum: Bırakın nasıl duyumsuyorsanız, imgeleri nasıl canlı tutmak istiyorsanız öyle tutun!

Yoga eğitmenliğin, üretim sürecine nasıl yansıyor?

5 senedir yoga eğitmenliği yapıyorum; eskisi kadar üzerine düşemiyorum çünkü tiyatro ve üniversite daha çok zamanımı almaya başladı. Ama insanlarla çalışmayı çok seviyorum. Zaten bu yüzden Youtube’da bir yoga ve meditasyon kanalı açtım. Benim işim iç dünyayı deşmek, görünmeyeni -zor da olsa- görünür hale getirmeye çalışmak. O yüzden Bill Viola ve Refik Anadol gibi video sanatçılarının izinden gitmeye çalışıyorum her ne kadar tiyatrocu olsam da… 

Disiplinler arası işler yapan biri olarak Türkiye’yi bu noktada nasıl değerlendiriyorsun?

Zor ve bıçak üstü bir soru! Seyirci tarafından gözlemim şu: Gelenekselin dışında alternatif bir şey sunmak seyirciyi memnun ediyor, çünkü onlar da farklılık arayışında. Keza, bazı seyirciler de… -işte burada zorlanıyorum- çok ama çok direnç gösteriyorlar! ‘Altar’ evet bir tiyatro oyunu, çünkü ortada derdi olan bir metin var ama biz metnin otoritesini çürüttük. Ben tiyatroda her şeyi salt metinle vermeyi tercih etmeyenlerdenim. Tiyatronun ne kadar edebiyata ya da ne kadar görsel sanatlara yakın olduğu tartışmasına girmeye gerek yok, ama ben tiyatroya metne nazaran daha görsel bir yerde yaklaşıyorum. Onun da sebebi şu: Tiyatro salonunu; dekoru, ışığı, müziği, kostümüyle “sihirli bir kutu”ya benzetiyorum. Ve o sihirli kutu milyonlarca imkan tanıyor bize!