Artık her şirket kendi ödül gecesini yapıyor

MEHMET EMİN DEMİREZEN

emin.demirezen@aksam.com.tr

Türk Pop Müziği’nin başarılı isimlerinden Gökhan Türkmen, yeni stüdyosunu Maslak’ta açtı. Stüdyosunda ziyaret ettiğimiz Türkmen hem Altın Kelebek Ödülleri’ni hem de Tarkan’ı sert bir dille eleştirdi. Mega Star’ın artık konserlerinde yenilik yapmadığını ve gençlere yardımcı olmadığını söyleyen Türkmen, daha da ileri gidip “Tarkan müziği çoktan bıraktı” diyor. 

GTR Deneyevi stüdyonuzu yeni açtınız. Nasıl gidiyor?

Bir ay oldu stüdyoyu açalı. Elbette daha eksiklikler var. Söz konusu teknoloji olunca haliyle sürekli bir şeyleri yenilemeniz gerekiyor.

Gökhan Türkmen deyince birçok insanın aklına “sonbahar” geliyor. Sizce neden?

Daha çok hüzünlü aşk şarkıları yaptığım için insanların aklına bu tür şeyler geliyor olabilir. Kliplerimde de sonbahar etkisi çok fazla…

Gördüğüm kadarıyla mutlusun. Peki, neden çoğu zaman hüzünlü aşk şarkıları yapıyorsun?

Bilmiyorum! Galiba bilinçaltıma yerleşen şeylerle alakalı… Bu aşk ve romantizm mevzusundan uzaklaşmaya çalışıyorum ama tabii ki şarkılar slov olunca böyle algılanıyor. Elimden geldiğince bunların yanında enerjisi yüksek şarkılar da çıkarmaya çalışıyorum.

Dinleyici akustik performanslarını çok seviyor. Bu konuda da çok başarılısın. Akustikte daha rahat ettiğini söyleyebilir miyiz?

Akustikte ayakta durmayıp sandalyeye oturduğumuz için daha iyi çalıyor olabiliriz (Gülüyor). Şaka bir yana akustik performansların duygu yoğunluğu daha fazla aslında. Duygular dinleyene daha net geçiyor. Akustik performansı kaydedebilmek çok da zor aslında. Mesela arkadaşlarıma bir şarkıyı tek gitarla dinletiyorum, albüm çıktıktan sonra dinlediklerinde “keşke tek gitarla okusaydın” diyorlar. Yani işin içine kablo, fiş ve priz devreye girince şarkı başka şeye dönüşüyor.

‘HATALAR İNSANLARA DAHA GÜZEL GELMEYE BAŞLADI’

Bu yüzden dinleyicilerin bazıları sevdiği müzisyenin konserine gittiği zaman hayal kırıklığına uğrayabiliyor... 

Evet, ama bence daha çok beğeniyorlar. Çünkü artık hatalar, detoneler insanlara daha güzel gelmeye başladı. Şu anda doğallık dünyada en önemli şey. Eskiden olduğu gibi kusursuz olmak çok önemli değil. İnsanız ve kusursuz değiliz. Yaptığımız kayıtlarda insan olduğumuzu hatırlatmak lazım. Yani inanılmaz sesler çok dikkat çekmiyor artık!  Ya çok iyi olacak mesela Celine Dion gibi ya da dinleyenlere bir şeyler hissettirebileceksin. Arasında fark var... Zaten “teknik şarkı söyleyen mi” yoksa “kalbinden söyleyen mi daha başarılıdır?” tartışması hep vardır.

Söylediğin gibi dinleyici hata seviyor olabilir ama müzisyenler bunun tam tersini söylüyorlar. Öyle değil mi?

Artık müzisyenler de hata arıyor. Dediğim gibi hiçbirimiz kusursuz değiliz! Eskiden mesela tize çıkmak, bağırmak başarılıydı ama şimdi değil!

Duygular müziği besleyen şeyler ama zamanın getirdiği bir durum da var: Duygularımız köreliyor…

Evet, maalesef teknoloji biraz bizi bu noktaya getirdi! İnsanlar sosyal medyada artık temas olmadan yaşıyor, görmeden âşık oluyor. Ne kadar acı…

Konserler bile teknolojiye kurban gidiyor değil mi?

Konserlerde sahneye çıkarsın, söylersin. Ama artık devir öyle bir değişti ki bir platform kuruyorsun ve internet üzerinden canlı konser veriyorsun! Bu da çok sağlıklı değil. İnternet üzerinden evlenmek de çok saçma değil mi? Eskiden olsa “Nasıl yani İnternetten mi tanıştın?” diye tepki verilirdi. Şimdilerde psikopatça bir durum söz konusu! Çünkü internetten tanıştığın adam hayalini kurduğun gibi biri olmayabiliyor.

 ‘İYİ İNSANIM AMA İNANILMAZ BİR MÜZİSYEN DEĞİLİM!’

Sen kendini nasıl bir sanatçı olarak görüyorsun?

İyi bir insanım ama inanılmaz bir müzisyen değilim! 

Niye?

Benden çok iyi müzisyenler var.

Kim mesela?

Murat Dalkılıç, Edis… İlla tanınmış biri olmasına da gerek yok! Sokakta çalan adamları bile sayabilirim. Eskiden burnuyla gitar çalan adama bile şaşırırdık şimdi şaşırmıyoruz. Çünkü çıta yükseldi. Bense evet, müzikten anlıyorum ama bu konuda da “peygamber” değilim. 

Geçen hafta “Kelebek Ödülleri” vardı. Gördüğüm kadarıyla herkes “Tarkan” deyip durdu. Bir ödül töreninde o kadar sanatçının içinde tek bir ismin abartılması sence doğru mu?

Tarkan yıllarca bu sektöre hizmet etmiş çok saygılı ve çok kibar bir adam. Onu zaten hiçbir zaman inkâr edemeyiz. Bugüne kadar da Tarkan’ın hiçbir terbiyesizliğine rastlamadık. Ama iş müzik kısmına gelince maalesef bu durumu anlamıyorum. Tarkan iyi bir insan olduğu için seviliyor! Tarkan abuk sabuk bir adam olsaydı, birkaç terbiyesizlik yapsaydı müziğini kimse dinlemezdi. Çünkü Tarkan uzun zamandır iyi müzik yapmıyor. 

Tarkan’da bir yenilik de söz konusu değil dediğin gibi. Her sene Harbiye’de aynı performansı sergiliyor… 

Kimse yanlış anlamasın ama Tarkan’ın hem cesareti hem de yön vermek gibi bir duygusu yok! Yani şimdi ben Tarkan olacağım, bütün dünyanın tanıdığı bir adam olacağım ama dünya müziği yapamayacağım! Türkiye’de Tarkan’a secde ediyorlar. Tarkan hiçbir şey yapmıyor. Tarkan’ın “Kuzu Kuzu”dan sonra müzik dinlemediğini hatta müziği bıraktığını düşünüyorum. Tarkan’ın gündemden düşme korkusu var. “Aman ben riske girmeyeyim” diyor. Tarkan yeni birini de çıkarmıyor. Her yıl dediğin gibi Harbiye’de konser veriyor ve hep aynı. Çıkıp “Bu genci destekliyorum” dese kötü mü yapar? Ajda Pekkan gibi isimler de buna dâhil. 

‘KELEBEK ÖDÜLLERİ ÇOK SAÇMA’

Sosyal medyada ödül tartışması da yapıldı. Sen ne düşünüyorsun bu ödüller hakkında? 

Ben Altın Kelebek’te ikinci albümümle “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ödülünü aldım! Buradan anlayın artık ödüllerin ne kadar saçma olduğunu. Yani ikinci albümümle anca çıkabilmişim herhalde. Artık her şirket kendi ödül gecesini yapıyor. Bir salon tutuyorlar ve kendi sanatçılarına ödül veriyorlar. Bence bunu herkes yapar.

İnsan bazen ve “keşke bu işe girmeseydim” der ya sen de hiç pişmanlık duydun mu?

Elbette lanet ettiğim zamanlar oluyor. Çünkü bu memlekette bu işler bazen zor olabiliyor.

Peki, dünyayı takip ediyor musun? Mesela “keşke şu ülkede sanatçı olsaydım” dediğin bir yer var mı?

Avrupa’nın herhangi bir yerinde… Bu, yaptığın müziğe de bağlı aslında. Benimki biraz İngiltere’ye yakın ama İsveç de olabilir, Viyana da… Aslında özgür hissedebileceğim her yer olur. Özgürlükten kastım sokakta öpüşmek değil tabii ki düşünce olarak rahat olmaktan bahsediyorum.

‘HER ŞARKIM BİR ÖNCEKİNDEN ÇOK DAHA İYİ OLMALI’

Yaptığın şarkılar hep bir öncekinin iyisi mi oluyor, kendini böyle bir standarda sokuyor musun?

Bir kere ben çok sıkılan bir adamım, kendi tipimden de hemen sıkılabiliyorum. Hep bir yenileme huyum var. Bu müzikte de geçerli… Elbette her şarkım bir öncekinden çok daha iyi olmalı. İşte bu yüzden cesaret ve risk bizim en önemli işimiz. Kendim için sanat yaparsam o sanat olmaz, ticaret olur! Sanat için bir şeyler yapıyorsam risk almak ve cesaretli olmak zorundayım.

Sosyal sorumluluk projelerinde de yer alıyorsun. Sanatçının böyle bir görevi olmalı mı?

Sanatçı dediğimiz tayfanın “bazılarının” menajerleri diyor ki “sosyal sorumluluk projelerinde de boy göstermeniz gerekiyor.” Sanatçı görünümlü insanlar da bunları dinleyip sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorlar. Okul açıyorlar, yaşlılara yardım ediyorlar. Sonra bir bakıyorsun gazetelerde “flaş flaş!” şeklinde yayınlanıyorlar. Bu bir görevse bunu kamuoyuna sunarsın! Ancak bunu bir görev olarak yapmıyorsan kimsenin haberi olmaz!

Konser Takvimi

- 20 Aralık BKM Uniq 

- 23 Aralık Beyrut Performance 

- 30 Aralık If Performance Hall Ataşehir 

- 19 Ocak Zorlu Psm 

- 26 Ocak İzmir Suat Taşer 

- 27 Ocak Bis Ankara