Ahmet Adnan Saygun'a vefa

Klasik müzikte Türk beşlerinden biri olan Adnan Saygun, vefatının 30. yılında, Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM) tarafından düzenlenen çevrim içi toplantıyla yâd edildi.

Türk müzik tarihinin en önemli sanatçılarından biri olan besteci, müzik eğitimcisi, etnomüzikolog Ahmet Adnan Saygun, vefatının 30. yılında, Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM) tarafından düzenlenen çevrim içi toplantıyla anıldı. Klasik müzikte Türk müziğinden beslenen ve Özsoy Operası, Yunus Emre Oratoryosu, Taşbebek, Köroğlu, Gılgameş gibi unutulmaz eserlere imza atan büyük besteci ve müzik adamı için düzenlenen etkinlik Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği’nin (BESOM) YouTube kanalından canlı olarak yayınlandı. Programa katılan Bestekar Ahmet Adnan Saygun’un öğrencileri besteciler Muammer Sun, Hasan Uçarsu ve Yiğit Aydın ile piyanist Gülsin Onay, görüş ve anılarını anlattı.

“HAYATTA EN SEVDİĞİ YER, SANDALYE VE MASASIYDI”

Anma etkinliğinde konuşan besteci Muammer Sun, Ahmet Adnan Saygun’un öğrencisi olduğu için çok büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, «Konservatuvarın kompozisyon bölümüne 1953›te girdim. Askeri müzik okulunda besteler yapıyordum, bu işin aslını öğreneyim diye konservatuvara başvurdum. Sınıf atlatarak aldılar. Bizim dönemimizde Adnan Bey›in eski öğrencileri de geliyorlardı derslere. Adnan Bey›le öğrencilerinin ilişkileri mezun olduktan sonra hemen kesilmezdi” diye konuştu. Saygun’un çok iyi bir araştırmacı olduğunu, klasik Türk müziğinden halk müziğine kadar çok geniş alanda araştırmaları bulunduğunu anlatan Sun, Saygun’un müzik alanında çok önemli eserlere imza attığını söyledi.

İLK DEVLET SANATÇISIYDI

Besteci Hasan Uçarsu, Ahmet Adnan Saygun’un herkesi dinleyen, her türlü eleştiriyi ciddiye alan bir hocalık yönü olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Adnan Bey’in hayata bakışı, ciddiyeti, yaptığı işi ne kadar önemsediğini yazdığı mektuplarda görüyoruz. Hayatta en sevdiği yer, sandalye ve masasıydı. En mutlu olduğu yerdi. O masaya oturduğu anda ‘Şükürler olsun sandalyeme oturdum, şu kadar saat çalıştım.’ diyordu. Çalışmanın onun için terapi olduğunu düşünüyorum. Çalışmanın onun ruhunu rahatlattığını ve pozitif bir yönlendirme yaptığına eminim. Çok mutluydu. Sadece bir besteci değil, çok geniş çaplı bir insandı. Fikri arka planı çok derindi.” Cumhuriyet tarihinde bestecilik anlamında pek çok ilki hayata geçiren ve çok sayıda öğrenci yetiştiren, ilk Devlet Sanatçısı unvanı verilen kişi olan Ahmet Adnan Saygun’u anma etkin