Ahad Saadi: Sanatın tek merkezi Batı değil

Bu coğrafyada sanatçıların sürekli Batı'yı merkez kabul etmesini eleştiren Azarnegeri sanatçısı Ahad Saadi, ''Ben hâlâ ABD'ye ayak basmadım. Benim için bu çok gurur verici. Çünkü bana hep 'Senin Avrupa'da ABD'de çaba harcaman gerekir.' derlerdi. Tam tersi oldu İstanbul'da aynı şeyi yaptım, onlar bana geldi.'' diyor.

GÜLCAN TEZCAN

gulcantezcann@gmail.com

Ortaya çıkardığı gözkamaştırıcı tablolar tüm dünyada büyük ilgi görüyor. Azarnegari adını verdiği kendi buluşu olan teknikle hat, tezhip ve minyatürler yapan Tebrizli sanatçı Ahad Saadi İstanbul'da açtığı Art Parisa adlı galeride de Türk ve İran sanatını buluşturuyor. İran'la Türkiye arasında sanat ve kültür köprüsü olmayı amaçlayan Saadi, yakın zamanda İstanbul'da gerçekleşecek Tebriz Kültür Haftası'nda da bir sergi açacak.

Ahad Saadi'nin fırçası ateş, boyası kumaş. Çocukluğundan beri ateşle oynamaya duyduğu merak onun bu sıradışı sanat akımını ortaya çıkarmasına vesile olmuş. Sanat akımı diyorum çünkü yaptığı eserlerin bir felsefesi ve derinlikli bir arkaplanı var.

Tanışmamıza vesile olan ve röportaj fotoğraflarını çeken Recep Alanoğlu, öyle heyecanla bahsetmişti ki ondan, şimdiye kadar niye tanışmadım diye hayıflanıp hemen bağlantıya geçtim. Sıcak bir İstanbul ikindisinde Akaretler Yokuşu'nu tırmanıp kapısını çaldık Saadi'nin. Galerinin duvarlarını süsleyen tabloları gerçekten göz alıcıydı. İlk bakışta bizdeki kat'ı sanatını andırsa da kumaşları kullanarak günde en az 14 saatlik çalışmanın sonucu ortaya çıkan işlerdi Ahad Saadi'nin yaptığı eserler. Bugüne kadar İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasında, İstanbul Ticaret Odası'nda, Emaar Square İstanbul'da 2017 ve son olarak 2021 yılında Ritz Carlton'da sergiler açan Ahad Saadi, Venedik San Celemente Palace Kempinsky'deki galerisinde de hali hazırda 14 eserini sergiliyor.

ATEŞLE OYUN SANATA DÖNÜŞTÜ

"Sanatla ilgilenmeye 1999'da Tebriz'de başladım. Babam halı taciri olduğu için zaten alt yapımız hazırdı. Ama tabi sonra güzel bir tevafuk ile Azarnegari dünyası bize bigbang gibi açıldı. Gizlice ateşle oynamaya çalışırken evdeki kumaşları yaktım. Sonrasında keşfettiğim bu fikri geliştirdim, Azarnegari'yi sevgiyle iyice tuttum ve geliştirmeye çalıştım." diye anlatıyor Saadi yolculuğunun başlangıcını. Azarnegari ateşle çizim yapmak anlamına geliyor. Eserlerin hiçbirinde boya, fırça ya da kalem kullanılmıyor. Tablolardaki tüm renkler çok ufak kesilmiş kumaşların birbirinin üzerine yakılarak yapıştırılmasıyla oluşuyor. Saadi geliştirdiği bu teknikle ait olduğu coğrafyanın kültürel birikimini, zenginliğini muhteşem tablolara dönüştürüyor. Bu sanatı hayal gücünden beslenerek tasarımcılık yeteneğiyle birleştirip geliştiren Saadi, dünyanın dört bir yanında hayranlık uyandıran ve koleksiyonlara giren eserlere imza atıyor. Azarnegari sanatının tescil edilmesi için UNESCO'dan çıkacak kararı bekleyen Saadi'nin eserlerinin ana teması aşk ve sevgi.

Türkiye'yi ikinci vatanı olarak gören Ahad Saadi, buraya geliş hikâyesini şöyle anlatıyor: "2011'de İstanbul'a yerleştim. 2012'de ilk etkinlik ve sergimizi yaptık. İstanbul benim için çok uğurlu geldi. Çünkü eşimle burada tanıştık ve yuvamızı burada kurduk. Beraber ardarda projeler yapmaya başladık. Biz İran'da yaşayan Azeri Türklerinden olduğumuz için kültürümüz, konuşmamız, aile yapımız aynı. Burada kendimizi hiçbir zaman yabancı hissetmiyoruz. Aile bağlarım güçlü olduğu için İran'dan uzaklaşmayı istemiyordum. Dünyaya açılmaya İstanbul'dan başlamak hem uzak hem yakınlık açısından adapte olmamı sağladı."

İSTANBUL'DAN DÜNYAYA AÇILDIM

Geliştirdiği tekniğin İstanbul'da da çok büyük ilgi gördüğünü anlatan Saadi, "İran'da Azarnigari işlerimi çok beğeniyorlar ve etkileniyorlardı. Akademisyenler tarafından da takdir görüyordu. Ama sanatçının amacı sanatını dünya çapında tanıtmaktır. Başlangıçta İstanbul'da çok ilgi beklemiyordum. İran'daki gibi bir karşılık bekliyordum. Ama buraya açtığım sergiler ve galeri daha çok ilgi gördü. İstanbul, bir transit şehir, geçiş güzergâhı. Dünyanın birçok noktasından buraya geliyorlar. 2013-2014'te İtalya'dan, İspanya'dan, ABD'den benim birçok koleksiyonerim buraya gelip eserlerimi aldılar." şeklinde konuşuyor.

Bu coğrafyada sanatçıların sürekli Batı'yı merkez olarak kabul etmesini eleştiren Saadi,

"Ben hâlâ ABD'ye ayak basmadım. Benim için bu çok gurur verici. Çünkü bana hep 'Senin Avrupa'da ABD'de çaba harcaman gerekir.' derlerdi. Tam tersi oldu İstanbul'da aynı şeyi yaptım, onlar bana geldi." diyor. Ve devam ediyor:

Sanatın beraberinde ciddi bir ekonomiyi de getirdiğine dikkat çeken Saadi, "İstanbul'un çok büyük bir sanat potansiyeli var. Ama maalesef alt yapısı hazır değil. Alt yapı hazır olursa dünyanın en büyük koleksiyonerleri buraya gelecektir. Çoğunlukla vakıflar, şahsi kurumlar sanata büyük yatırımlar yapıyor. Hem kâr ediyor hem vergiden muaf oluyor hem de prestij getirecek kültürel bir iş yapmış oluyorlar. Burada inanılmaz zenginlerimiz, işadamları var ama özellikle sponsorluk ve sanata yatırım konusunda onlarla konuştuğumuzda ama maalesef pek çoğu sanata yakınlık duymuyor." sözleriyle sanat piyasasına ilişkin gözlemlerini paylaşıyor.

AZARNİGARİ, UNESCO'DAN TESCİL BEKLİYOR

Kendini Türkiye'nin bir parçası gibi gördüğünü ifade eden ve "Bana ülkemin nüfusunu sorduklarında 160 milyon diyorum şaşırıyorlar. 'İran nüfusu 160 milyon mu' diyorlar. Hayır. Türkiye ve İran'ı birlikte vatanım gibi düşünüyorum. Eğer ben burada kazanırsam burada yatırım yapmak ve harcamak isterim. Bir ağaç dikeceksem ilk olarak İran'a ve Türkiye'ye dikerim. Yabancı yerlere dikmek istemem." şeklinde konuşan Saadi, Türkiye'ye duyduğu sevgiyi ise şu hatırasıyla özetliyor: "Darbe olduğu akşam Türkiye'den gitmek isteyen birkaç kişiyi havaalanına bıraktım. Bana 'Gelmeyecek misin' dediler. Kaç yıldır burada birlikte yaşamışız, burada 80 milyona ne olacaksa bana da o olsun dedim onlara."

Şimdiye kadar sanat akımları batıdan çıktığını hatırlatan Ahad Saadi, Azarnigari'yi bir sanat akımı Azarnigarizm olarak tescil ettirmek böylece ilk defa doğudan gelen bir sanat akımı oluşturmak istediğini anlatıyor. Saadi, "UNESCO'da kayıt altına alınması için başvuruda bulunduk. İki, üç sene içinde sonuçlanmasını bekliyoruz. İstanbul Üniversitesi ve Aydın Üniversitesi Azarnigari bölümü açmayı, orada teknik ve felsefesinin öğretilmesini, benim onayımla lisans verilmesini teklif etti. İran'da da aynı şeyi istediler benden. Ama önce UNESCO'da onaylanmasını, teknik olarak iyice olgunlaşmasını bekliyorum. İstek çok ama Azarnigari'nin o vadiye vardığını hissetmiyorum. Bu sanatın çerçevesini, çizgisini korumam gerekiyor. Zirveye ulaştıktan sonra akademik çalışmalar ve felsefesinin anlatımına geçebilirim." şeklinde konuşuyor.

SANATÇI, ÖNCE KENDİ KÜLTÜRÜNÜ KEŞFETMELİ

Hat, tezhip, minyatür bildiğimiz bütün gelenekli sanatları yapıyor bu teknikle Ahad Saadi.

Bu zenginliği şöyle anlatıyor: "O da bizim toprağımızdan gelen bir yetenek. Dünyaya gözümüzü açtığımız andan itibaren gördüğümüz sanatlar bunlar. Babam halı taciri olduğu için duvarlarımızda hep minyatürler, resimler vardı. İran'da ilkokuldan itibaren hat sanatı öğretiliyor. Ortaokulda da var. Çok zevk alırdım. Tabi bir edebiyatımız da var. Çoğunlukla aşk, sevgi ve barışı konuşurum eserlerimde. Bazen Türkiye'de büyük bir boşluk hissediyorum ve şaşırıyorum. Hala onu çözemedim. Mesela burada Valide Çeşmesi var. Çeşme kitabesini ben okuyabiliyorum. Osmanlı Türkçesi ile yazılmış. Ama bunu benimle aynı yaştaki bir Türk vatandaşının okuyamadığını görünce kendi adıma üzülüyorum. Yaşadığın ülkede kendi kültürünü, kendi zenginliğini bulmak, keşfetmek gerekir. Ondan sonra tabi ki farklı yollara gidebilirsin. Sanat eserlerimde her zaman köklerden ve kendi medeniyetimizden beslenmek isterim. Kendi toprağında yetişen bir çiçeği oradan söküp vazoya koyarak başka bir yere götürseniz beslendiği alan çok küçük bir yer olduğu için çiçek vermez. Çiçek açsa da meyveye dönmez."

Gelenekten ilhamla modern eserler

2008'de Azarnegari tekniği İran'ın başkenti Tahran Milli Kültür Bakanlığı uzmanlarının onayıyla teyit edilmiş ve yeni bir tarz olarak tanınmış. Aynı yıl, İran Milli Değerli Eserler Kurumu'nda resmi eser kaydına geçmiş. 2011 yılında üniversitede Grafik bölümüne giren Saadi, sonrasında üniversiteden ayrılmış ve kendi kendini yetiştirerek sanatını geliştirmiş. Saadi eserlerinde tezhip ve minyatür desenlerinden de ilham alarak modern resimler yapıyor; düşüncelerini, hissettiklerini ve duygularını irfani, felsefi hikayeler ve İran mitolojisi üzerine aktarıyor. 2016'da sanatçının İstanbul'daki sergisini ziyaret eden İran Bilim Bakanı, Azarnegari tekniğini Tahran'da Milli Kayıt ve Tahran UNESCO Kurumu Başkanlığı tarafından Fransa UNESCO kurumuna gönderilmek üzere seçti.