Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

Washington’da PKK ve Suriye klişeleri

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

Washington’da birtakım PKK ve Suriye klişeleri üzerinden yapılan değerlendirmeler, Suriye’den çekilmenin bundan sonrası için ne anlam ifade edebileceğini anlamayı engelliyor. İşlerlik kazandırdıkları birkaç tane tema var ki olayların arka planına ve içeriğine baktığımızda bu temaların cehalet/siyasi angajman/kötü niyet arz etmekten öte gerçek hayatta hiçbir karşılığı yok.

Birincisi; Suriye’den çekilmenin müttefik PKK (Kürtler diyerek romantize etmeye çalışıyorlar) ve ileride müttefiklik ilişkisi kurulacak ortaklara vereceği ‘Amerika’ya güven olmaz’ mesajı. Kısa bir cümle içerisinde birçok garabet barındırıyor. Öncelikle ne ara PKK ile bu kadar yakın müttefiklik ilişkisi kuruldu? Bir terör örgütüyle kurulan müttefiklik ilişkisinin neresinden dönülürse kârdır. 

Hani SDG denilen oluşum birçok etnik gruptan hatta çoğunluğu Araplardan oluşmaktaydı? Neden ABD’nin çekilmesi ‘Kürtleri satmak’ anlamına gelsin? PKK belki SDG’yi temsil ediyor ama Suriyeli Kürtleri temsil etmiyor. 

NATO müttefiki Türkiye’nin tehdit algısında ilk sıralarda yer alan PKK’yı destekleyen bir ABD, acaba müttefiklerine ne tür bir güvenirlilik mesajı vermişti şimdiye kadar? Müttefikliğe bu denli önem veren ‘ahlak bezirganları’ NATO müttefiki Türkiye’nin hukuku çiğnendiğinde ne tür itirazlarda bulundular? ABD Özgür Suriye Ordusu’ndan desteği çektiğinde de benzer tepkilerde bulundular mı?

İkincisi; ABD’nin çekilmesinin İran’ı Suriye’de dengeleme stratejisini(?) sona erdireceğini iddia edip Trump’ın İran fobisine oynayanlar var. Gerçekten de Suriye’de İran’ı PKK ile kısıtlandırabileceklerini mi düşünüyordu bu zevat? PKK’nın orta-uzun dönemde kullanım değerini yitireceğini, İran’a karşı herhangi bir rol oynayamayacağı hemen hemen herkes söylüyordu. PKK, Afrin’de olduğu gibi 2011’den beri hem İran’la hem de rejimle centilmenlik anlaşmasını korudu. Hal böyleyken PKK’ya hayali bir İran’ı dengeleme görevi biçenlerin asıl amacı Türkiye’yi PKK eliyle dizginlemeye çalışmak olmasın

Üçüncüsü; uzun süredir dillendirdiği bir vaat olan çekilmeyi hayata sokmaya çalışan Trump’ı ‘Türkiye karşıtlığını’ mobilize ederek dövmeye çalışanlar var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sonuna kadar haklı olduğu bu konudaki ısrarının sonuç alması elbet ağırlarına gidiyor. Senelerdir ABD-Türkiye ilişkilerini zehirliyorlardı zaten. Trump’ın bu kararı Washington’daki ‘masabaşı uzmanları’ memnun etmeyecek; ama arkaik bir Marksist ideolojiye, diktatöryel ve etnik temizlikçi uygulamalara ve İran-rejimle göbekten angajmanlara sahip bir terör örgütünün yanında ucu açık ve stratejisi olmayan bir savaştan çekilmek ABD halkının çoğunluğunda destek görecektir. 

Ayrıca bir terör örgütüyle değil NATO müttefiki Türkiye’yle birlikte hareket etmek ABD’ye Suriye’de gerçek manivela kuvveti ve uluslararası hukuk nezdinde itibar kazandıracaktır. 

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları