Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

Türkiye ve Fransa’ya farklı tarifeler

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

Son günlerde Fransa’da yaşananlar özellikle Batı’da Türkiye’ye yönelik empati yoksunluğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sadece Sarı Yelekliler gösterileri çerçevesinde gelişen olaylar değil, aynı zamanda uzun bir olağanüstü hal yaşayan Paris aslında Türkiye’nin daha iyi anlaşılabilmesi için Batı’ya bir pencere sunmakta.  

Öncelikle şunun altını çizmek gerekir ki Fransa son 5-6 senede Türkiye’nin yaşadığı terör ve diğer çeşit saldırıların yüzde birini yaşamadı.

Fransa Türkiye’de Gezi’den 15 Temmuz’a kadar meydana gelen birçok saldırının kısa bir versiyonuna muhatap olmasına rağmen yeri geldiği zaman Türkiye’den çok daha katı ve uzun müdahalelerle hadiselere karşılık verdi.

Fransa’nın DEAŞ saldırıları sebebiyle yürürlüğe koyduğu olağanüstü hal ve uygulamalar, Türkiye’nin başvurduğu veya başvurması gereken uygulamalar yanında neredeyse ‘gereksiz’ kalır. Zira daha önce de söylediğim gibi Türkiye’de yaşananların onda biri Fransa’da yaşansaydı, Paris sokakları geçtiğimiz cumartesi olduğu gibi zırhlı araç, polis ve askerden geçilmezdi; ve güvenlik güçlerinin şehirlerdeki varlığı tartışılmazdı. Cumartesi ve öncesinde görülen şiddet uygulamaları ve katı uygulamalar, günlük hayatın değişmez pratiklerine dönüşürdü.  

Barışçıl gösteriler demokratik bir haktır, şiddet ve vandalizm suçtur. Devletlerin, demokratik haklarını suiistimal edip şiddete başvuranlara müdahale hakkı vardır.

Bu kabuller Fransa’da da Türkiye’de de geçerlidir.

Fransa’daki vandalları ayıplayıp, Türkiye’deki vandalları romantize etmek en basit ifadeyle çifte standarttır. Fransa’daki müdahalelerden kamu yararı çıkarıp, Türkiye’de kanıtlanabilir şekilde doğrudan terör gruplarının katıldığı şiddet olaylarına müdahalesinden bir siyasi linç malzemesi çıkarmak son yıllarda yaşadığımız ahlaki üstünlükçü ve terbiye etmeye yönelik tepkilerin bir özetidir. 

Sorunun anlayamamaktan ziyade siyasi manevra alanı açmak için anlamayı reddetmek olduğu aşikar. Doğrudan ekonomimizi ve güvenliğimizi hedef alan Gezi’den beri yaşananlara 24 saat canlı yayın imkanı ayıran çevrelerin; DEAŞ, PKK ve FET֒nün terör saldırılarına alelade olaylar gibi yaklaşan ve hatta yeri geldiği zaman ‘tarafları itidale çağırma’ aymazlığına başvuranların; neredeyse Türkiye’ye yönelik teröre meşruiyet seferberliğine girenlerin samimi bir empati çabası olduğu söylenemez. 

Bu arada Batı, Türkiye’ye yönelik terör saldırılarını romantize ettiği, Suriye’de ittifak içerisine girdiği radikalizmin sonuçlarıyla henüz yüzleşmedi. Fransa’daki vandallara destek açıklaması yapan Suriye’deki radikal sol terör örgütleri Batı için umarım bir uyandırma servisi rolü oynar. 

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları