Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

Türkiye Fırat’ın doğusunu neden kendi haline bırakamaz? 

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna dair tasarrufta bulunması şaşırtıcı olmamalı. Fırat’ın batısı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terörden temizlendi. Irak’ın kuzeyi gibi PKK’nın ana lojistik, eğitim ve planlama alanına dönüşen Fırat’ın doğu kısmının kendi haline terk edilmeyeceğini anlamamak için sahadaki gerçekliklere kör ve sağır olmak gerekir.  

Aslında Suriye’nin kuzeyinin Fırat’ın doğusu ve batısı olarak taksim edilerek kullanılması bile meselenin garabetini ortaya koymakta. Menbiç görüşmelerinde ABD tarafından gündem yapıldığı gibi PKK’nın Fırat’ın doğusunda veya batısında olmasının Türkiye açısından herhangi bir kıymeti harbiyesi yok. Türkiye kendisine tehdit oluşturabilecek, kuzey-güney-doğu-batı yönünde hiçbir yerde PKK’nın varlığını kabul etmiyor. Hal böyleyken Fırat’ın batı tarafında PKK’yı tolere etmeyen Türkiye’nin doğusunda PKK varlığını kabul etmesini beklemek abesle iştigaldir. ABD’nin ve PKK destekçilerinin Suriye’nin kuzeyine dair ürettiği coğrafi ayrım, Ankara’da hiçbir anlam taşımıyor. 

PKK Suriye’nin kuzeyini iç savaşın kaosundan ve önce rejimle sonra da ABD ile kurduğu ittifaklardan istifade bir operasyon merkezine dönüştürdü. Rejimin PKK ile vardığı centilmenlik anlaşmasının kendisi açısından bir hukuki yükümlülüğü yoktu. Yani bir terör örgütü de olsa PKK ile aynı kareye girmekten çekinmedi. Fakat söz konusu ABD olunca PKK’ya yeni bir ambalaj uydurmak zorunda kaldı. Önce YPG ile Suriyelilik teması işlendi; daha sonra SDG ile sadece YPG ile çalışmıyoruz iddiaları ortaya atıldı.

Fakat liderlik, insan kaynakları, ideoloji ve nihai amaç açısından PKK yalnızca bir alt kolu olduğu başta ABD olmak üzere herkes tarafından biliniyordu. Hal böyleyken Türkiye, yani başındaki bir bölgeyi hangi kısaltmayı kullanırsa kullansın PKK’nın insafına terk etmez. 

PKK bu toprak parçasını maddi kaynak, askeri ekipman, eğitim, Türkiye’ye sızma, kaçakçılık ve aynı zamanda terörünü meşrulaştırmak için kullanageldi. Doğrudan bir güvenlik tehdidi arz ettiği gibi PKK terörüne de boyut değiştirdi. Diğer taraftan CENTCOM açıkça PKK’lı elebaşlarıyla görüşüyor, maddi ve askeri yardım yapıyor, hem askeri hem de siyasi şemsiye rolü oynuyor. Bu haliyle Türkiye’nin 30 küsur senedir mücadele ettiği ve tehdit algılamasının başında yer alan bir terör örgütüne gayri hukuku desteğini sürdürüyor.

Hatta PKK’nın etnik temizliği ve diktatoryal yönetimi de ABD’nin gözetiminde sahne alıyor. ABD, PKK’yı bırakın temizlemeyi dizginleyemezken Türkiye’nin tıpkı Afrin ve El-Bab’da olduğu gibi kendi göbek bağını kendi kesmesi gerekiyor. 

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları