Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

S-400 ve caydırıcılık

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

Caydırıcılık milli çıkarlar doğrultusunda atılan somut adımlarla kuruluyor, güçlendiriliyor. Altı somut bir kapasiteyle doldurulamayan caydırıcılık iddiaları kağıt üzerinde ve söylemsel düzeyde kalıyor. Sabit ve değişmez bir miktardan da bahsetmiyoruz caydırıcılık derken. Şartlara, bu şartlara ne kadar adapte olabildiğinize, ekonomiden askeriyeye kadar geniş spektrumdaki güç projeksiyonunuza, hazırlık derecenize ve bunun gibi birçok faktöre bağlı olarak etrafınızda caydırıcılığınız tabiri caizse notlanıyor. Caydırıcılık doğrusal bir kavram da değil; caydırıcılığınız rakibinize/hasmınıza göre az olsa bile yine belli oranlarda rakibinizi/hasmınızı caydırmada etkili olacaktır.  

En son İran-ABD gerginliğinde gördük bunu. İran ABD’ye nazaran çok daha düşük imkanlarla, fakat elindeki imkanları kullanma yönünde sergilediği irade ve kararlılıkla, etrafında ciddi bir caydırıcılık oluşturdu. ABD askeri müdahale söyleminden diyalog söylemine doğru kayarken; örneğin Birleşik Arap Emirlikleri Yemen’den askerlerinin bir kısmını çekeceğini açıklayarak bu caydırıcılığa karşı geri adım atmış oldu. İran’ın kısa sürede nükleer silah kapasitesine erişebileceği iddiası bile BAE’de hedef aldığı ticari gemilerin üstünün örtülmesine yetti. 

 ***  

Türkiye ve S-400 tartışmalarına biraz da bu zaviyeden bakmak lazım. Büyük bir orduya sahip Türkiye; fakat 15 Temmuz’u andığımız şu günlerde daha da iyi anladığımız gibi, ordunun bir kısmı iradesini ülke dışındaki güçlere teslim etmiş. Örneğin Suriye’ye daha PKK’nın veya DEAŞ’ın yeni palazlandığı günlerde tüm siyasi iradeye rağmen operasyon düzenlenememesi tam da bu irade teslimiyle alakalı. Bu da doğal olarak Türkiye’nin caydırıcılığını bu zevatın iplerini tutanlar nezdinde oldukça düşürdü. Aynı şekilde Suriye sahasındaki bilumum devlet ve devlet dışı aktörler nezdinde de durum aynı oldu.  

 Ta ki 15 Temmuz’un tüm yıkımına rağmen Türkiye, önce Fırat Kalkanı ardından Zeytin Dalı Harekatlarını yaparak sahada caydırıcılığını yeniden tesis edene kadar. O zamana kadar bizzat FET֒nün ipini elinde tutanlar, kapasite, hazırlık durumu ve teçhizat yeterliliğinden dem vururken, her iki harekatta da kesin ve sonuç alıcı bir performans ortaya koyuldu. Yüklerinden kurtulan Türkiye, somut adımlar atarak caydırıcılığını yeniden tesis etti.Örneğin ABD’nin Zeytin Dalı’nda ortağı YPG’nin yanında yer alamaması, bizzat Fırat Kalkanı’ndaki somut kazanımlarla ilgiliydi. 

 S-400 de bu etkiye sahip bir kazanım. Kendi yerli sistemlerimize sahip olana kadar hiçbir sistemden bizi tam anlamıyla tatmin edecek performans beklemeyeceğiz. Fakat, Washington’dan yükselen tüm söyleme rağmen, Türkiye’nin ulusal çıkarları konusunda herhangi bir geri adım atmayacağı mesajı, Türkiye’nin orta ve uzun vadede caydırıcılığını ve ABD nezdindeki elini zayıflatmaz güçlendirir. 

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları