Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

Ortadoğu’da değişim beklentileri 

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

Kaşıkçı cinayeti soruşturmasından Ortadoğu’da keskin ve hızlı sonuçlar bekleyenler, Arjantin’deki G-20 zirvesinde bir nevi hayal kırıklığına uğradı. Dünya kamuoyunun önünde Batılı liderler ve Putin’le Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (MbS) verdiği sıcak kareler, cinayet sonrası acil beklentileri askıya almış görünüyor. Diğer bir deyişle MbS’nin görevi bırakması, Suudi Arabistan üzerinde bir baskının kurulması ve MbS’nin bölgesel politikalarının sınırlandırılması için adımlar atılması beklentileri Arjantin sonrası dondurucuya atılmış olabilir.  

Bu beklentilerin birtakım Ortadoğu ve dünya güç siyaseti gerçekliklerini hesaba katmadığı söylenebilir. Bu gerçekliklerin ilki, Ortadoğu’da suçun sahibinin olmamasıdır. Sadece son 7-8 seneye baktığımızda bile bölgede nitelik ve nicelik olarak Kaşıkçı cinayetinden daha büyük birçok suç işlendi. Bunlardan bazıları, örneğin Suriye, suç ve suçlu arasındaki bağın bir istihbarat raporu gerektirmeksizin açık olduğu ve hatta uluslararası kurumların suçlunun kimliğini teşhis ettiği suçlar. Buna rağmen suçlular, sanki hiçbir şey yaşanmamışçasına hayatlarına devam etmekte, suçu başka parti ve aktörlere havale etmekte, bu çabalarıyla güç siyasetinin gerektirdiği desteği bazı bölgesel ve küresel aktörlerden görmekteler.  

Diğer bir gerçeklik, Batı dünyasında uluslararası ilişkilere dair hesaplamalarda ahlakın bir ölçüt, bir kriter olmamasıdır. Retorikte yer almasına ve başka ülkeler üzerinde üstünlük kurma çabalarına araç olmasına rağmen, ahlakın uluslararası hesaplamalarda yeri yok. Batı dünyasının bir gazetecinin hunharca öldürülmesinin hesabını, bir insana, bir gazeteciye veya uluslararası normlara saygı üzerinden sormasını beklemek biraz naif bir yaklaşım. Öldürülen insanın kimliği, ideolojisi, inancı, pasaportu, oturum izni; öldürülen gazetecinin gazetesi, uyruğu; çiğnenen normların kim tarafından çiğnendiği, çiğneyenin kimliği ve küresel/bölgesel siyasette doldurduğu yer gibi kriterler maalesef hesap sorulma beklentisinin kaderini tayin ediyor.  

An itibarıyla gerçekleşmesi en muhtemel beklenti, Suudi Arabistan’ın bazı bölgesel politikalarında birtakım revizyonlar yaşanmasıdır. Örneğin Yemen en fazla sorgulanan dosyalardan birisidir. Bu süreçte Riyad’ın arkasında en net duran aktörler dahi Yemen’e dair rezervasyona sahip. Hal böyle olunca değişim beklentisinin Yemen’deki kozmetik veya daha derin bir takım inisiyatiflerle karşılanmaya çalışması söz konusu. Benzer şekilde anlamsızlaşan Katar ablukasında ister anlamlı isterse jest niteliğinde bazı yumuşamaların olması da yine Riyad’ın arkasında duranların dahi beklentisidir.

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları