Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

Çekilmenin anlamı

Ufuk Ulutaş tüm yazıları

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekilme kararı alması değişik tepkilere sebep oldu. ABD siyasetinden önemli isimler kararı eleştirirken, en büyük tepki İsrail’e yakın isimlerden geldi. Trump’ın kararının İran’a alan açacağını, PKK/YPG’yi yalnız bırakacağını, İsrail’i Rusya karşısında dezavantajlı konuma düşüreceğini iddia eden çevreler, Trump’ın her zaman ve her yerde olduğu gibi Suriye’den çekilme kararında da Amerikan askerlerinden önce İsrail’i düşünmesi gerektiğini ima etti.  

İran ve Rusya, kararı ihtiyatlı bir şekilde benimsemiş gibi görünüyor. Özellikle Irak-Suriye sınırındaki ABD varlığı bu ikilinin özellikle de İran’ın genişleme çabalarının önündeki engellerden bir tanesiydi. Daha önce de bu bölgede rejim ve İran hatta Rus güçleri ABD’nin hava saldırılarına maruz kalmıştı. Kararın detaylarını bekleyen bu iki aktör, oluşacak boşluktan istifade etmeye çalışacak. Fakat pürüzsüz bir devir daimi kimse beklemesin. Rusya İran’ın bu bölgede İsrail’i de derinden endişelendirecek (özellikle Irak-Suriye sınırındaki geçişkenliğini koridor kurmak suretiyle artıracak) şekilde alan kazanmasına sıcak bakmayabilir.  

Rejim ise kendisi için oldukça değerli olan bu bölgeyi nasıl geri alabilirim hesabı içerisinde. Birçokları ABD tarafından ‘terk edilen’ PKK’nın rejimin kapısını çalacağını öngörüyor. Afrin gibi bazı bölgelerde de zor duruma düşen PKK, rejime müracaat etmiş fakat sonuç alamamıştı. Şimdi de benzer yolu izlemesi beklenebilir. Fakat bu müzakerenin sonucu konusunda erken yorumlar yapmamak lazım. Eğer gerçekten de hızlı bir şekilde ABD çekilirse, PKK’nın rejim karşısındaki pazarlık gücü minimuma inecek. Türkiye’nin operasyonlarına maruz kalmak ve rejime teslim olmak arasında bir denklem var PKK için. Hal böyleyken rejim PKK’ya totaliter isteklerle yaklaşacak, PKK daha önce olduğu gibi bunları kabul etmeyebilir. Bu müzakerelerin de pürüzsüz ilerlemesi beklenmemeli.  

PKK ise kaderini yaşıyor. Afrin’de patlayan balonundan sonra ABD’siz bir yaşamı kabullenmek zorunda kalacak. Tıpkı Afrin’de olduğu gibi kendisine kalkan bulamadığı yerde milyonlarca dolarlık reklam kampanyalarıyla oluşturulan PKK balonu sönmüştü. Benzer bir kadere doğru yürüyor. Rejime yanaşacak. Fakat rejim PKK’yı taşeron olarak kullanmaya devam etse dahi, örgütün bu denli totaliter ve mücehhez olmasını istemeyecek. Yani rejime yanaşsa dahi PKK, ABD’nin büyüttüğü PKK olmaktan çıkacak.  

Türkiye özellikle sınır bölgelerindeki terör varlığına ve güç boşluğuna müdahale hakkını ‘bir gece ansızın’ şiarıyla saklı tutacak. Aynı zamanda güç boşluğunun teröre dönüşmemesi için ABD ile bir anlayışa varılmış olabilir. Bu anlayışın PKK ve DEAŞ varlığı için ne anlam ifade ettiğini ileriki günlerde göreceğiz.  

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları