Yazarlar

Ufuk Ulutaş

Ufuk Ulutaş

2018’in en önemli hadisesi Kaşıkçı cinayeti mi?

2018 yılının küresel siyasette en fazla konuşulan konularından birisi Cemal Kaşıkçı cinayeti oldu. Fakat birçokları tarafından iddia edilse de cinayetin geçtiğimiz sene küresel siyasette taşları en fazla yerinden oynatan hadise olup olmadığı tartışılır. Medyada yaygın bir şekilde yer alması ve cinayetin vahşet boyutu sebebiyle, görünürlük açısından ilk sıralarda yer aldığı doğru bir tespit. Fakat ürettiği kırılmaların, üretmesi beklenen kırılmaların gerisinde kaldığı söylenebilir. Bu sebepten en fazla konuşulan hadiselerden birisi de olsa Kaşıkçı cinayetinin en azından kısa ve orta vadede, sonuçları bakımından 2018’in en etkin hadisesi olduğu söylenemez.

Cinayetin üzerinden geçen uzun süre içerisinde Suudi iç siyasetinde, ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde ve bölgesel denklemde büyük bir kırılma olmadı. Bu durum en başta, ABD Başkanı Trump’ın cinayete dair ayrıntılara ve yeterli bilgiye vakıf olmasına rağmen Muhammed bin Selman için fatura üretmek istememesiyle alakalıydı. Suudi Arabistan’dan finansal ve bölgesel beklenti içerisinde olan Trump, yüklü silah tedariki, İsrail-Filistin meselesinde Kushner planına destek ve bölgedeki birtakım yeniden yapılandırmaların finansmanı için MbS’nin hareket alanını daraltmamayı tercih etti. Hal böyle olunca Kongre’den yükselen aykırı seslere rağmen, ABD-Suudi ilişkilerinde yapısal kırılmalar şimdilik engellendi. Kurulabilecek BM Komisyonu ve Amerikan Kongresi’ndeki bazı tali kararlar Trump’ın üzerinde baskı oluşturacaktır elbet; ilişkilerdeki köklü ve veya en azından anlamlı değişim beklentisi şu aşamada gerçekçi değil.

Diğer taraftan cinayetin Kral Selman’ın devreye girip MbS’nin ülke içerisindeki hareket alanını daraltmasına vesile olduğu söylenemez. Dışişleri Bakanı’nın da dâhil olduğu kabine revizyonu, Suudi Arabistan’da MbS’nin gücünü takviye etti. Dahası Beyaz Saray’dan gelen destek, içeride herhangi bir çatlak ses çıkmasının önüne geçti. İsrail’in açık açık cinayeti önemsizleştirme konusunda verdiği siyasi destek bile Riyad nezdinde şüpheyle karşılanmadı.

Cemal Kaşıkçı düşünceleri sebebiyle hunharca işlenmiş planlı bir cinayetin kurbanı oldu. Aynı zamanda hayatını kaybettikten sonra bölgedeki soğuk ve acımasız reelpolitiğin de kurbanı olduğu söylenebilir. İsrail, İran, silah sanayi, statükonun korunması, yeniden inşanın maliyeti derken; cinayet arka plana düşürüldü, fail yeterince sorgulanmadı, fiil cezalandırmaya değer görülmedi. Arap Baharı sürecinde olduğu gibi soğuk ve acımasız reelpolitik yüzünü bir kez daha göstermiş oldu.

Ufuk Ulutaş Diğer Yazıları